Küçük Ali 12 yaşında, hayat dolu ve zeki bir çocuk. Yakın bir arkadaşımın oğlu. Fenerbahçe onun hayatında büyük yere sahip. Yazın sadece fenerbahçe forması giyer. Ali’deki Fener aşkı o kadar büyük ki babasına kombine bilet aldırdı ve geçen seneki bütün maçları Saraçoğlu’nda izledi. Anlayacağınız birçok fenerli çocuk gibi onun da hayatında fener başköşeyi alıyor. Geçenlerde kendisine “Aliciğim ne olacak bu fenerin hali?” diye takıldım. “Ne olursa olsun sonuna kadar fenerliyiz” diye cevap verdi, ama “acaba fener yine eskisi gibi olur mu, acaba bu utancın izleri silinir mi” endişesi ve mahzunluğu gözlerinden okunuyordu. Eminim Ali gibi yüzlerce küçük taraftar bu duygular içindeler, şaşkınlar, buruklar ve üzgünler.

Babalar da Suçlu

Bu çocukları gördükçe içimden babalarına dönüp; “siz değil miydiniz başkan maçı alır, başkan işini bilir diyen, hissettiğiniz şikeleri şuur altınızın en derinliklerine iten, takımım nasıl olursa olsun şampiyon olsun da mahallede ve kahvede karizmam zedelenmesin diye düşünen” diye haykırma isteği uyanıyor. Taraftarın kahir ekseriyeti hiçbir zaman şikeyle gelen şampiyonluğu biz istemiyoruz deyip kupaları elinin tersiyle itebilecek şuura erişemedi. Futbol hep kötü duyguları, hırsları, düşmanlıkları ve içi boş benlikleri besledi. Şimdi hepimiz için bir hesaplaşma zamanı. Yıllardır şuur altına ittiğimiz bu utançla yüzleşme zamanı. Yöneticisi, futbolcusu, antrenörü ve taraftarı bu hesaplaşmayı yapmak zorunda. Bu kötü işin içine girenler hukuk karşısında, taraftar da kendi vicdanlarında yargılanacak. Hepimiz suçluyuz ve cezamızı öyle veya böyle çekeceğiz. Unutmamak gerekir ki ceza suçlu için bir ödüldür. İşlediği suçun diyetini ödeme ve o hatayı bir daha yapmadan daha mutlu ve huzurlu bir hayata yeniden başlayabilme fırsatını sunar.

Hukukçular ve Medya Çocukları Gözetmeli

Operasyonlarda medyaya yansıyan tablolar çocukları çok etkiliyor. Küçük oğlum daha 3 yaşında ve şike olaylarından sonra “baba fener nereye düşecek, fener neyi kaybetti ”  gibi sorular soruyor. Onun minik yüreğinin üzüldüğünü hissediyorum. Bu da bir baba olarak beni çok üzüyor. Medyanın ve adli makamların bu hassas noktaları göz önünde bulundurması gerekiyor. Çünkü yanlış mesaj verme riski söz konusu. Hedefin kulüpleri ve takımı cezalandırmak olmadığını, bu işe kalkışanları ve kangren olmuş sistemi yargılamak olduğunu iyi anlatabilmeli. Keyfe keder uygulamalar, usul hataları toplumda kaygıyı artırıyor, mağduriyet ve adaletsizlik düşüncelerine yol açıyor. Mağduriyet agresyonu ve öfkeyi çağırır. Adli makamların bu çok mühim ve haklı mücadelelerini yönetirken bu psikososyal faktörleri de göz önünde bulundurma zorunlulukları  vardır. Kaş yapayım derken göz çıkarmamalı. Amaç futbolda temizlik, futbol anarşisi yaratmak değil.

Taraftarlığın Şimdi Daha Çok Zamanı

Beklemeyi ve her habere atlamamayı bilmeli. Bu operasyonun kendilerine karşı yapılmadığını, kulüplerini cezalandırma amaçlı olmadığını, bildiğimiz sıradan hukuk olaylarındaki gibi seyrettiğini bilmeliler. Yargılananlar suç işleyenlerdir. Daha temiz bir futbol ve daha temiz bir toplum için buna ihtiyacımız var. Sakin olmalı.

Kulüplerin Tavrı Çok önemli

Gerek şikede adı geçen gerekse geçmeyen bütün kulüplerin birlik olması taraftarın avutulması ve sakinleştirilmesi açısından son derece önemlidir. Bu durumu fırsat bilmenin ne fırsatçılık yapana ne de topluma bir faydası vardır. Aksine kaybettirir. Galatasaray başkanı Aysal’ın açıklamaları bu meyanda yanlış anlamaya çok müsaittir. Bu Galatasaray’ın imajını zedeler, kazandırmaz kaybettirir. Masadan menfaat umuyormuş algısına yol açar. Ne GS’nin ne de diğer takımların böyle bir şeye ihtiyacı vardır. Çok dikkatli ve sağduyulu olmak gerekir.

Federasyon Serinkanlı Olmalı

Çok zor bir durum söz konusu. Alınacak her karar mutlaka bir kesimde rahatsızlık uyandıracak. Durumu değerlendirirken kulübü ve taraftarı cezalandırmama prensibi göz önünde tutulmalıdır. Duyguların mantıkla işlendiği bir karar olmalı. Duyguların işlenmediği mantıklı bir karar hukuken doğru olabilir, ama olayı çözmüş olmaz. Alınacak kararın hem adil hem de çözüm sağlayıcı olması gerekir. Ayrıca TFF provokasyona gelmemeli . Sükunetini muhafaza etmeli. Galatasaray’a karşı yapılan açıklamanın dozu biraz fazla kaçtı bence. Gündemdeki hassasiyetten kaynaklanıyor, ama TFF’nin daha profesyonel davranması gerekir. Sakin, kendinden emin, olayı çözeceği, yöneteceği ve adaletli olacağı konusunda itimat telkin eden duruşunu sürdürmelidir.  

Sosyal Medyada Paylaş

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Olimpiyat ve Psikoloji

Koreli halterci halterin başına geldi. Herkes kesin kaldırır gözüyle b...

Ne Daum Gitsin Ne Aziz Yıldırım Sadece Gol Atacak Adam Gibi Santrafor Gelsin

Fenerbahçe Türk futbol tarihinde benzeri görülmemiş bir talihsizliği i...

Stres, Futbol ve Psikolojik Destek Programı

Bugün 2010 Dünya Kupası’nın finali oynanacak. Gündem futbol olunca bug...

TMS Tedavisi

tms-tedavisi
TMS nedir? Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) veya Transkranyal Manyetik Uyarım (TMU) da dediğimiz bu yöntem, başın belli noktalarından direk beyne ulaşmak üzere manyetik uyarımların verildiği bir tedavi yöntemidir. Buradaki amaç dışarıdan beyin içerisindeki bazı yapılara ulaşmak ve manyetik etkiyle oradaki nörokimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmektir. Bu tedavi yöntemiyle herhangi bir ameliyata ya da elektrotlara ihtiyaç duymaksızın beynin bazı yapılarına, bölgelerine ulaşıp, orada manyetik bir etki oluşturabiliyoruz. Bu manyetik etki de beynin o alanlarındaki kimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmede etkili oluyor. İçindekiler TMS tedavisi ilaç direncini düzeltir ...
Devamını Oku