İnsan ilişkilerinde çoğu zaman ön planda olan değer duygusal ihtiyaçlardır. İlişkinin tatminliğini belirleyen en önemli konu duyguların karşılıklı doyurulabilmesi ve karşılanabilmesidir. Başka bir deyişle ilişkilerde temel kural iki taraftan birinin mağdur olmadığı bir etkileşimin yaratılabilmesidir. Eğer taraflardan biri rahatsız oluyorsa ortada gözden kaçan bir olumsuzluk var demektir. Bu olumsuz durum önceden fark edilemezse birikir ve ilişkiyi tıkanma noktasına getirir. Mesela değerlilik algısı üzerinden hayatını şekillendirmiş bir kişinin ilişkilerinde bu ihtiyacı karşılanmıyorsa kendisini engellenmiş ve mağdur hissedeceğinden mutsuz ve karamsar olacaktır.


Bu meyanda “kendi duygularını hiçe sayarak başkalarını mutlu etmeye çalışma” tutumu sıklıkla duygusal ihtiyaç krizine sebep olan önemli bir konudur. Bu kişiler genellikle “hayır” diyemeyen, ilişkilerinde sınır çizemeyen, kendilerini var edebilmenin ve kabul görebilmenin şartının “hayır” dememekten geçtiğine inanan kişilerdir.

Neden Hayır Diyemiyoruz

Çünkü “hayır dediğimizde yaşayacaklarımızdan korkuyoruz. “Hayır dersem ayıp olur, hayır dersem değerim düşer, hayır dersem dışlanırım, hayır dersem beni kimse sevmez, hayır dersem …” şeklindeki otomatik düşünceler kişiyi yalnızlık kaygısına ve ilişkilerde esaret noktasına getiriyor. Bu tutsaklık onu daima mağdur, ezilen, göz ardı edilen kişi haline getiriyor. Böyle bir durumda sonuç genellikle tükenme ve depresyon oluyor.

“Hayır, Demek” Reddetmek midir?

Hayır demek bir pasif direncin ve sağlıksız bir karşı gelmenin sonucu değilse genellikle tükenmeyi ifade eder. Bir kişi her zaman yaptığı görevlerini yapamayacağından bahsetmeye başladıysa bilin ki zor durumdadır. “Hayır” demesi “ben bu yükü kaldıramıyorum, bu benim yapmak istediğim bir şey değil” anlamına gelir. Öte yandan tükenmenin olmadığı normal şartlarda söylenen “hayır”, bir sınır belirleme tutumu olmaktadır. Böyle bir tutum karşıdaki kişinin talep ve beklentilerini ayarlamasına zemin hazırlar. Bu, karşı tarafın hatalarını fark etme ve bu sayede tutumunu düzeltme fırsatını da sunar.

Nasıl ‘Hayır’ Denilir?

Öncelikle “hayır” demenin reddetmek olmadığını bilmek gerekir. O yüzden ilk cümlenin olumsuzluk algısına yol açacak şekilde olmaması önemlidir. Bunun için en iyi yöntem söze önce kendi duygularımızı açıklayarak başlamaktır. Bize yük gelen şeyin ne olduğunu ve bizde oluşturduğu olumsuz duyguları söylemek ve ondan sonra karşımızdakinden beklediklerimizi belirtmek çoğu zaman sesimizi duyurmamızı sağlar. Yargılayıcı ve suçlayıcı dilden kaçınmalı, olabildiğince kendi yaşadıklarımız ve hissettiklerimiz üzerinden “hayır”ı ifade etmeliyiz. Evet, insan “hayır” dediğinde de demediğinde de sıkıntı yaşıyor. Ancak “hayır” demediğinizde yaşadığınız sıkıntı sizi soruna, “hayır” dediğinizde yaşadığınız sıkıntıysa çözüme götürüyor. Siz, sizi çözüme götürecek sıkıntıyı göze alırsanız kazançlı çıkarsınız. O yüzden yeri geldiğinde “hayır” deme cesaretini gösterebilmelisiniz.

Sosyal Medyada Paylaş

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Evlilikte Kavga Sebepleri

Tartışma evliliğin olmazsa olmazlarındandır. Eşlerin birbirlerinin has...

Annenin Avuntusu

Annemiz… Yaradan’dan sonra insana en yakın varlıktır anne. O, Yaradan’...

Aldatılma Travma Etkeni

Aldatma genellikle 55-60 yaş arası erkeklerde gözleniyor. 40-45 yaş ar...

TMS Tedavisi

tms-tedavisi
Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) veya Transkranyal Manyetik Uyarım (TMU) da dediğimiz bu yöntem, başın belli noktalarından direk beyne ulaşmak üzere manyetik uyarımların verildiği bir tedavi yöntemidir. Buradaki amaç dışarıdan beyin içerisindeki bazı yapılara ulaşmak ve manyetik etkiyle oradaki nörokimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmektir. Bu tedavi yöntemiyle herhangi bir ameliyata ya da elektrotlara ihtiyaç duymaksızın beynin bazı yapılarına, bölgelerine ulaşıp, orada manyetik bir etki oluşturabiliyoruz. Bu manyetik etki de beynin o alanlarındaki kimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmede etkili oluyor. TMS tedavisi önceleri nörolojide özellikle kas hastalıklarında tanı ve ...
Devamını Oku