Aşk Acısına Çare Ne?

Onu görmeden yapamamak. O olmadığında yemekten içmekten kesilmek. Geceleri onu düşünmekten uyuyamamak. Sanki her an elinden kayıp gidecekmiş gibi endişelenmek. O giderse ben ne yaparım diye tasalanmak. Bir an yüz çevirmesin diye kendini hırpalamak. Delicesine paralanmak…

Aşka düşmüş insanın yaşadığı duygulardan bazıları bunlar. Birçok insan hayatının bir döneminde bu duyguları yaşar. Yaşaması da gerekir. Aşk olgunlaştırır, ayrılık da ilişki seviyesini belirler. Her bir aşk macerası bir sonraki ilişkinin daha sağlıklı olması için yaşanmış bir tecrübedir.

Aşk bir ilişkinin çocukluk çağı gibidir de. Bir insan hayata heyecanla başlar. Duygu dünyası fantezilerle ve hayallerle süslenir. Ama olgunlaştıkça ve tecrübelendikçe bu çocuksu duyguların yerini üretme, paylaşma, ahlak gibi değerler alır. Arada çocuksulaşır ama olguncasına. Bir birine âşık iki insanın yaşadığı ilk dönem yani aşk dönemi çocukluk dönemi gibidir. Heyecanlı, fırtınalı ve coşkulu geçer. Ama sonra sevgi, güven ve saygı gibi sağlam duyguların yaşandığı dönem gelir. Eğer bu döneme geçilebilirse ilişki kalıcı ve doyurucu olur. Aksi taktirde aşkta fiske olmuş bir ilişki halini alır. Gelişimini tamamlayamamış bir çocuk gibi olgunlaşamaz. Olgunlaşamayan bir ilişki ya biter ya da hastalıklı bir aşka dönüşür.

Hastalıklı aşk, eskilerin tabiriyle “marazi aşk”, “takıntılı aşk”, “patolojik aşk” veya “narsisistik (bencil) aşk” diye de adlandırılır. Burada aşık ilişkiyi bir benlik mücadelesine dönüştürür. Onun için maşuk benliğini besleyen bir nesnedir. O olmazsa yaşayamaz, o olmazsa mutlu olamaz, o olmazsa kendini güçlü hissedemez. Bu korku ve tutku aşıkın samimiyetini bozar. Ya her şeyi alttan alan, her şeye acı çektiği halde katlanan ya da karşısındakini aşırı kontrol eden, bunaltan bir kişi haline gelir. Karşısındaki için çok şey yaptığını zanneder, ama asıl gayesi benliğini kurtarmaktır. Hani ilahi aşkla mecazi aşk arasındaki fark nedir diye sorulur ya. İşte budur. İlahi aşkta benlik git gide yok olur, mecazi aşkta ise bir balon misali git gide şişer, devasa boyutlara ulaşır. Doyurulamaz ve tatmin edilemez olur. Birliktelik artık katlanılamaz hal alır. Maşuk kaçmaya başlar. Her fırsatta kavgalar olur. Defalarca ayrılmalar ve birleşmeler olur. Artık hiçbir zaman eski tat yakalanamaz. Tılsım bozulmuştur bir kere. İlişki gangrene olmuştur. Birinden birini kesip atmanız gerekir. Yani en büyük çare ayrılıktır.

Aşk hastalığının altında birçok sebep yatabilir. Bazı taşkınlık tabloları kendisini hastalıklı aşk şeklinde gösterebilir. Klinik deneyimlerimiz aşk hastalıklarının altından azımsanmayacak derecede taşkınlık hastalığının yattığını göstermektedir. Takıntı hastalığının bazıları aşk takıntısı şeklinde ortaya çıkabilir. Depresyon benliği zayıflattığı için patolojik aşka sebep olabilir. Bağımlı, takıntılı, narsisistik, sınır kişilikler de takıntılı aşk yaşamaya meyillidirler. Bazı insanlarda ayrılmayı birinin kaybı gibi değerlendirmeden dolayı patolojik yas reaksiyonu gelişebilir.

Böyle bir aşk eğer ayrılık sonrası bir ay içinde git gide azalıp geçiyorsa bir sorun yoktur. Tabi ki aşık olduğu birinden ayrılan bir insan üzülecektir, ağlayacaktır, sıkıntı duyacaktır, özleyecektir. Ama bunların makul bir sürede geçmesi gerekir. Geçmiyor ve kördüğüm halini alıyorsa altında bir psikiyatrik durumun olduğunu düşünmek gerekir. Bu durumda yapılması gereken bir uzmana danışıp yardım almaktır.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Karşı Cins Sorunları

Kişinin yoğun bir şekilde sosyal kaygı yaşaması önemli bir karşı cins ...

Aşk Acısına Çare Ne?

Aşk ve aşk acısının yarattığı hüzün evrensel bir olgudur. Yaşı, dili, ...

Tutkulu Aşk Maninin Habercisi Olabiliyor

‘Mani’ serotonin gibi duygudurumu düzenleyen hormonların beyinde artma...

TMS Tedavisi

tms-tedavisi
Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) veya Transkranyal Manyetik Uyarım (TMU) da dediğimiz bu yöntem, başın belli noktalarından direk beyne ulaşmak üzere manyetik uyarımların verildiği bir tedavi yöntemidir. Buradaki amaç dışarıdan beyin içerisindeki bazı yapılara ulaşmak ve manyetik etkiyle oradaki nörokimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmektir. Bu tedavi yöntemiyle herhangi bir ameliyata ya da elektrotlara ihtiyaç duymaksızın beynin bazı yapılarına, bölgelerine ulaşıp, orada manyetik bir etki oluşturabiliyoruz. Bu manyetik etki de beynin o alanlarındaki kimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmede etkili oluyor. TMS tedavisi önceleri nörolojide özellikle kas hastalıklarında tanı ve ...
Devamını Oku