Ünlü reklamcı Ali Taran, yıllardır evli olduğu kanserli karısından ayrıldı. Bu olay ”acaba kanserli bir eşten ayrılmak etik midir?” tartışmasını da gündeme taşıdı.

Evet kanser maalesef insanın hayatını olduğu gibi evliliklerini de olumsuz yönde etkiliyor. İtalyan Corriere della Sera gazetesinde çıkan habere göre, meşhur Amerikalı bilim adamları, 2001-2006 yılları arasındaki 5 yıllık zaman diliminde gözetim altında tutulan 515 beyin tümörlü hastanın boşanma oranlarını incelemişler. Çiftlerden birinin kansere yakalanması durumunda boşanma ya da ayrılıkla sonuçlanan evlilik oranının yaklaşık yüzde 12 olduğunu tespit etmişler. İlginç bir bulgu da gündemdeki olayla örtüşüyor. Özellikle kadınların hastalanması evliliğin geleceği açısından çok daha ciddi bir risk unsuru. Evli çiftlerde erkeklerin kansere yakalanması halinde boşanma oranı sadece yüzde 3 iken kadının hastalanması durumunda 7 kat artarak yüzde 21'e yükseliyor. Genç çiftlerin bu zorlu durumun üstesinden gelip birlikteliklerini koruyabilme oranları, uzun zamandır evli olanlara göre çok daha zor. Bir diğer önemli veri de ayrılık hastayı ve tedavi sürecini olumsuz yönde etkiliyor.

Kanserli hastalarda hastalığın ilerlemesi, tekrarlaması ya da belirsizliği, kemoterapi ilaçlarının yan etkileri, beden ve benlik imajındaki bozulmalar, hastalığa bağlı iş kayıpları, ilişkilerin kesintiye uğraması, şiddetli ağrılar, acılar ve ölüm korkuları sıkça görülür. Öfke, değersizlik, hayatın anlamsızlaşması, yetersizlik, eksiklik, isyan, umutsuzluk, alınganlık, demoralizasyon hatta depresyon gibi ruhsal sorunlar da sıktır. Bunlar tedaviyi reddetme ve tedaviye uymama davranışlarına, aile içi krizlere ve çatışmalara zemin hazırlamaktadır. Mesela meme kanseri olan genç kadınlarda kadınlığın sembolü olan memenin kaybı, kadınlık algısını bozmaktadır. Buna kilo kaybı veya fazlalığı ve saç kaybı eklendiğinde kendilerini çekici bulamamakta, cinsel açıdan pasif konuma geçmektedirler.

Eş Yıpranmasına Dikkat

Hastalarda Olduğu gibi eşlerde de ruhsal sorunlar baş gösterebilmektedir. Yapılan araştırmalar bunun %80’lere ulaşabildiğini göstermektedir. Kanser olgularında dikkat haklı olarak ilk etapta hastaya yönelmektedir. Ancak ilk müdahaleden sonra planlanması gereken psikolojik destek göz ardı edildiğinden çiftler ruhsal sorunlar yaşamaktadırlar. Eşlerde tükenmişlik, çabuk kızma, sinirlilik, enerji azlığı, motivasyon kaybı, yorgunluk gibi belirtiler gözlenmektedir. Bu ayrılığa giden yolun başlangıcı olabiliyor.

Kanser En Büyük Darbeyi Evliliğe Vuruyor

Tedavinin ve hastane süreçlerinin uzun sürmesi, tekrarlamalar ve gündemdeki konunun çoğunlukla hastalık olması ilişkilerde yıpranmalara yol açıyor. Kanser eşlerin arasına girmekte ve paylaşımları neredeyse sıfıra indirmektedir. Bu, kanserlerdeki en büyük tuzaktır. Bu tuzağa düşenler tıpkı Taran çifti gibi yıllardır süren evliliklerini boşanmayla noktalamaktadırlar.

Kanser Tedavisinde Psikoterapi Şarttır

Kanser tedavisinde tıbbi tedavinin yanında mutlaka psikolojik destek alınmalıdır. Ülkemizdeki hekimler, duyarlı olanlarını tenzih ederim, maalesef kanserde psikolojik destek konusunda tıbbi tedavide oldukları kadar duyarlı değiller. Hâlbuki psikolojik destek hem kanseri biyolojik olarak yenme potansiyelini artırmakta hem de ruhsal ve sosyal dengeyi koruyarak kişinin kayıplarını minimuma indirmektedir.

 

Kanser Nedir? Hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız eğer ki; İlgili linklere tıklayabilirsiniz.

https://www.adnancoban.com.tr/kanser-ve-depresyon

Sosyal Medyada Paylaş

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Evlilik Değil Rutinleşme Aşkı Öldürüyor

“Evlendikten sonra çok değiştin, beni hiç anlamıyorsun, beni artık sev...

Cinsel Sağlıktan Mutlu Aileye

Uzunca bir süredir Ülke TV’de pazar akşamları “Mutlu Aile” isimli prog...

Baba Gibi Diyar Olmaz

Araştırmacılar babanın rolünü inceledikçe onun hayat boyunca sürecek o...

TMS Tedavisi

tms-tedavisi
TMS Nedir? Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) veya Transkranyal Manyetik Uyarım (TMU) da dediğimiz bu yöntem, başın belli noktalarından direk beyne ulaşmak üzere manyetik uyarımların verildiği bir tedavi yöntemidir. Buradaki amaç dışarıdan beyin içerisindeki bazı yapılara ulaşmak ve manyetik etkiyle oradaki nörokimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmektir. Bu tedavi yöntemiyle herhangi bir ameliyata ya da elektrotlara ihtiyaç duymaksızın beynin bazı yapılarına, bölgelerine ulaşıp, orada manyetik bir etki oluşturabiliyoruz. Bu manyetik etki de beynin o alanlarındaki kimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmede etkili oluyor. TMS tedavisi önceleri nörolojide özellikle kas hastalıkların ...
Devamını Oku