Migren Nedir?

Migren, genellikte başın bir tarafında meydana gelen birkaç saat ile gün boyu sürebilen ciddi baş ağrılarıdır. Bu ağrılar beraberinde mide bulantısı, istifra, fotofobi (ışığa duyarlılık), fonofobi (sese duyarlılık) gibi rahatsızlıkları da getirir. Bu sebeple migren rahatsızlığı çekenler çoğunlukla sessiz ve karanlık bir odada dinlenmeyi tercih ederler.

Migren, iki çeşide ayrılır;

  1. Klasik migren (öncesinde birtakım hislerin belirdiği tür)
  2. Yaygın migren (öncesinde birtakım hislerin belirmediği tür)

Öncesinde beliren hisler: Görsel (hareket eden ışıklar), duyusal, dokunsal, tat ve koku.

Migren, kişinin baş etme becerisini zorlayan yaşam kalitesini düşürerek, psikiyatrik bozukluklara neden olmaktadır.

Migren ve Kişilik

Yapılan çalışmalar ve klinik gözlemler, migren yaşayan insanların kişilik özelliği olarak kuralcı, mükemmeliyetçi, inatçı, alıngan yönlerinin olduğunu göstermektedir. Bu durum, migren sorunu olan her kişide bu kişilik özelliklerinin olduğunu göstermez, ancak anlaşılan odur ki bu kişik özelliklerine sahip insanlar daha stresli olduklarından migren sorunu geliştirme ihtimalleri artmaktadır. Endişeli, kaygılı ve hipokondriyak kişilerde de migren daha çok görülmektedir.

Baş Ağrısı ve Migren İle İlgili İstatistikler

Ülkemizde, Türk Baş Ağrısı Epidemiyolojisi Çalışma Grubu tarafından, 2.007 kişi alınarak, çok merkezli bir çalışma yapılmıştır. 15-55 yaş arasında migren yaygınlığı %16.4 bulunmuştur. Bu oran, kadınlarda %21.8, erkeklerde %10.9’dur. Toplumumuzda kadınlarda migrene daha sık rastlanmaktadır. Bu tip baş ağrısının görüldüğü yaş grubu, 30-39 olarak bulunmuştur.

Migren tipi olmayan baş ağrıları, ABD’ de toplumun %90’ ında görülmektedir. Migren ise, %20 oranında kadınlarda görülmektedir.

Stres tipi baş ağrıları ile ilgili Türkiye’ de yapılmış bir çalışmaya rastlanmamıştır. Ancak çeşitli psikolojik sorunlarla tedavi arayışına giren insanların bazıları, yaşadıkları psikolojik sıkıntıların yanı sıra baş ağrısı şikayetini de dile getirmektedirler.

Tedavi

Son dönemde özellikle migren tedavisi için yapılan araştırmalarda yeni bulgulara rastlanmıştır. Klasik tedavide, basit ağrı kesiciler kullanılmaktadır. Bu basit ağrı kesicilerin, baş ağrılarının basit ve orta düzeyli olanlarında işe yaradıkları görülmüştür. Daha şiddetli ağrılar için günümüzde beyindeki serotonin hormonunun alımını tetikleyen ilaçların etkili olduğu görülmüştür. Son yıllarda migen tedavisinde en etkili olduğu düşünülen ilaç grubu antidepresanlardır. Antidepresanlar hem atakların önlenmesinde hem de tedavisinde etkili olmaktadır. Stresten etkilenmeyi önleyen tedavi yaklaşımlarının etkili olduğu görülmektedir.

Ağrı ve Psikoterapi

Rahatlama egzersizleri içeren terapilerin migren hastalığı olan kişilerde etkili olduğu görülmüştür. Klasik psikoterapilerin ise, migren üzerinde sadece orta düzeyde bir etki bıraktığı görülmüştür.

Oldukça yeni olan ama son derce etkili sonuçlar veren Migrende Entegre EMDR yönteminden birkaç senedir yararlanmaktayız. Bir çok durumda 4-6 seans arasında tekrarlamamak üzere migrenin ortadan kalktığına şahit olmaktayız. Bu yöntemin, Amerika’ da başağrıları ve migren üzerine yapılan araştırmalarda anlamlı bir şekilde etkili olduğu bulgulanmıştır. Migren atakları yaşayan kişilerde yaptığımız ön değerlendirmelerde büyük çoğunlukla geçmiş travmatik etkiler olduğunu görüyoruz. Bu travmaların sayısına, şiddetine ve yaşandığı yaş aralığına bağlı olarak, bu yöntemle ne kadar sürede sonuç alınacağı değişebilmektedir. Bazı durumlarda 2-3 seansta dahi sonuç alınabilmektedir.

Migrende ağrının kendisi çok şiddetli olduğundan travmatize edicidir. Migren ataklarının kendisine EMDR ile duyarsızlaştırma yapmak gerekir.

Sosyal Medyada Paylaş

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Stres Tipi Baş Ağrısı

Kişinin yaşam kalitesini etkileyen bir semptomdur. En sık karşılaşılan...

TMS Tedavisi

tms-tedavisi
Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) veya Transkranyal Manyetik Uyarım (TMU) da dediğimiz bu yöntem, başın belli noktalarından direk beyne ulaşmak üzere manyetik uyarımların verildiği bir tedavi yöntemidir. Buradaki amaç dışarıdan beyin içerisindeki bazı yapılara ulaşmak ve manyetik etkiyle oradaki nörokimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmektir. Bu tedavi yöntemiyle herhangi bir ameliyata ya da elektrotlara ihtiyaç duymaksızın beynin bazı yapılarına, bölgelerine ulaşıp, orada manyetik bir etki oluşturabiliyoruz. Bu manyetik etki de beynin o alanlarındaki kimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmede etkili oluyor. TMS tedavisi önceleri nörolojide özellikle kas hastalıklarında tanı ve ...
Devamını Oku