İnsan olumlu ve olumsuz bütün duyguları bünyesinde barındıran bir varlıktır. En önemli duyguların başında da öfke gelir. Öfkeyi diğer duygulardan ayıran taraf tıpkı çarpma işlemindeki sıfır gibi bütün olumlu duyguları sıfırlaması ve bloke etmesidir. Tıpkı sıfır gibi çarptığı her duyguyu sıfırlar. Onun olduğu yerde başka bir duygu barınamaz. Kabil’le Habil’in kavgasından bu yana toplumları etkilemiş, birçok savaşa, zulme ve katliama sebep olmuş, yuvaları dağıtmış, ocakları söndürmüş bir duygudur öfke.

Öfkenin karıştığı duyguların yönü değişir. Mücadele ve gayret hırsa, imrenme ve gıpta etme haset ve kıskançlığa, merhamet ve acıma duygusu alaya almaya ve küçümsemeye dönüşür. Hazreti peygamberin “haset ateşin odunu yediği gibi bütün iyi amelleri yer bitirir” sözü işte bu öfkeye delalettir.

Öfkenin olduğu yerde kalpler katılaşır, vicdan terazisinin dengesi bozulur. Hak, adalet, eşitlik ortadan kalkar. İnsanlar konuşurlar, ama birbirlerini duymazlar ve dinlemezler. Kur’an’ın “gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler” diye işaret ettiği nokta da öfkedir. Öfke sağırlaştırır, körleştirir, şuursuzlaştırır. Öfkenin hakim olduğu yerlerde tam bir “sağırlar diyalogu” yaşanır.

Öfke İnsana Zarar Verir

Öfkenin ahlaki yıkım etkilerinin yanında ruhsal ve fiziksel zararları da olur. Mesela çok duymuşsunuzdur “efendim ben şeker hastayım, o yüzden çok sinirliyim” diyeni. Aslında sinirliliğe sebep olan şeker hastalığı değildir, sinirlilik şeker hastalığına sebep olmuştur, ama farkında değildir. Hipertansiyon, kalp krizleri, beyin kanamaları, felçler, mide ülserleri, hatta kanserler çoğu zaman birikmiş öfkenin sonuçlarıdır. Öfke aynı fay hattında biriken negatif enerji gibi bedende ve beyinde depremlere, dolayısıyla hastalıklara yol açar. Birçok fobinin, kaygının, paniğin altında öfke yatar. Madde ve alkol bağımlılıklarında özellikle öfke ön plandadır.

Birikmiş Öfke İntihara Sürükler

Biriken öfke ya kişinin kendisine ya da çevresine yönelir. Eğer çevreye yönelirse saldırganlıklar, kavgalar, şiddet olayları, hatta cinnet ve cinayetler oluşur. Kişinin kendisine yöneldiğinde ise kendine zarar verme ve intihar davranışına sebep olur. Kendisini işe yaramaz, beceriksiz, başarısız, suçlu, günahkar ve yaşamaya bile hakkı olmayan bir varlık olarak gören kişi sonunda intiharı çıkış yolu olarak görür. İntihar kişinin kendisine yönelttiği öfkenin zirve noktasıdır. Araştırmalarımız ve klinik deneyimlerimizde intihar eden bireylerde çoğunlukla uzun süredir devam edegelen bir sürece bağlı öfke birikimini tespit etmekteyiz. Bu yaşanan bir iş sorunu, aile sorunu, ayrılık, ana-baba-çocuk çatışması veya kişinin kendi iç dünyasında yaşadığı duygusal boşluklar sebebiyle olabilmektedir.

Öfke Madde ve Alkol Bağımlılığında da Etken

Zulmeden bir çevre, hayattaki olumsuzluklar, sevgisizlik ve ihmal öfkeye, bu öfke de bedene zarar verecek davranışlara dönüşebilir. Kişi kontrolsüz alkol ve madde kullanımıyla adeta gizli bir intihar sürecine girer ve hem kendisini hem de çevresini cezalandırmış olur. Alkol ve madde bağımlısı bazı bireylerde gözlenen kendini jiletle, bıçakla yaralama, üzerinde sigara izmariti söndürme gibi davranışlar da bu öfkenin tezahürüdür.

Öfke Kayıtları Hafızadan Silinebilmektedir

Beyin yaşanan travmatik olaylar, zorluklar ve hayal kırıkları esnasındaki görüntü ve ses kayıtlarının yanında yaşanan öfkeyi de kaydeder. Bu kaydedilen öfkenin bellek hücrelerinde bir kimyasal ve fiziksel karşılığı vardır. Bu kayıtları sildiğiniz taktirde öfkeyi beyinden uzaklaştırmanız mümkün olabilmektedir. Geçmiş yaşantıların ses ve görüntü kayıtlarını Alzheimer gibi hafıza hücrelerini yıkan bir hastalık olmadıkça silmeniz mümkün değildir. Ancak olumsuz duygusal kayıtlar silinebilmektedir. Bu konuda uyguladığımız psikoterapiler ve özellikle de EMDR yöntemi sayesinde son derece başarılı olabilmekteyiz. Seanslarda kişilerin travmatik yaşantıları belirlenir, bu yaşantılara ait duygusal kayıtlara ulaşılır ve bu kayıtlara karşı beyin duyarsızlaştırılır. İşte bu duyarsızlaştırma o olaya ait olumsuz duygusal kayıtların beyinden silindiğinin bir göstergesidir.

Sosyal Medyada Paylaş

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Çalma Hastalığı

Engellenemez biçimde çalma dürtüsü olan kişi aslında çaldığı nesneyi a...

Aşırı Öfkeliyseniz Beyninizde Kimyasal Bir Sorun Olabilir

Öfke istenmeyen bir durum karşısında yaşanan kızgınlıktır. İnsanların ...

Saç, Kaş, Kirpik Yolma Hastalığı

Durdurulamaz bir saç, kaş, kirpik veya diğer vücut kıllarını koparma a...

TMS Tedavisi

tms-tedavisi
TMS nedir? Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) veya Transkranyal Manyetik Uyarım (TMU) da dediğimiz bu yöntem, başın belli noktalarından direk beyne ulaşmak üzere manyetik uyarımların verildiği bir tedavi yöntemidir. Buradaki amaç dışarıdan beyin içerisindeki bazı yapılara ulaşmak ve manyetik etkiyle oradaki nörokimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmektir. Bu tedavi yöntemiyle herhangi bir ameliyata ya da elektrotlara ihtiyaç duymaksızın beynin bazı yapılarına, bölgelerine ulaşıp, orada manyetik bir etki oluşturabiliyoruz. Bu manyetik etki de beynin o alanlarındaki kimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmede etkili oluyor. İçindekiler TMS tedavisi ilaç direncini düzeltir ...
Devamını Oku