Depresyon belirtileri nelerdir?

Depresyon özellikle beynin sol ön arka bölgesinin işlevinde bozulma sonucu oluştuğundan birtakım ruhsal, zihinsel ve bedensel belirtiler ortaya çıkar.

Ruhsal belirtiler daha çok mutsuzluk, hayattan zevk alamama, keyifsizlik, isteksizlik ve ilgisizlik şeklindedir. Kişinin ruh iklimi adeta güneşi görmeyen, karanlık, kasvetli ve sisli bir kış gibidir. Sürekli bir keder, derin bir hüzün, acı ve karamsarlık havası vardır. Arkadaşlarıyla, dostlarıyla, ailesiyle bir araya geldiğinde bile mutlu olamamaya başlar. Zevk veren etkinliklere karşı da ilgi ve isteğini kaybeder.

Online depresyon testi için tıklayınız.

online-depresyon-testi

Bazen gerginlik, endişe ve korku ile giden bir anksiyete (bunaltı) hali de belirir. Kişi hayatın sonunun geldiğine, artık eskisi gibi mutlu olamayacağına, hayatta hiçbir şeyin bir anlamı kalmadığına inanmaya başlar. Sık sık ağlar, sıkılır, gerginleşir ve endişelenir.

Kişi için zaman geçmek bilmez. Özellikle sabah bunaltısı çok tipiktir. Kişi sabah kalktığında bugün nasıl geçecek, akşama kadar ne yapacağım diye düşünür.

Depresyonda bazen ilk belirti aşırı gerginlik, sinirlilik ve öfke patlamaları olabilir.

Kişi çevresindeki herkesi üzmeye, kırmaya, incitmeye başlar.

Örneğin bir anne depresyondan dolayı çocuklarına tahammül edemeyip arada canlarını yakabilir ve bundan müthiş bir suçluluk ve utanç duyabilir. Bir yönetici iş yerindeki çalışma arkadaşlarına bağırıp çağırabilir. En ufak aksaklıklara aşırı tepki verebilir.

Kişi sosyal alanlarda örneğin trafikte öfkesini kontrol edemeyip aşırı tepkiler verebilir, insanlarla kavga edecek noktaya gelebilir.

Gürültüye, kalabalığa, beklemeye tahammül edemez hale gelir.

Online depresyon testi için tıklayınız.

online-depresyon-testi

Her şeyi yanlış anlar, her şeye gücenir, çok kırılgan ve incinir hale gelir, aşırı alınganlaşır. Bundan dolayı da sık sık insanlarla tartışma ve küsme durumuna gelir.

Depresyonun en önemli ve tehlikeli belirtileri düşünce alanında oluşur. Aşırı suçluluk ve pişmanlık hissi, değersizlik hissi, benlik saygısının düşmesi, sürekli kendini eleştirme, kendini beğenmeme, hatta kendisinden nefret etme, yaşamaya bile hakkı olmadığını düşünme özellikle ağır depresyonda gördüğümüz olumsuz düşüncelerdir.

Depresyonlu kişiler geçmişi bir türlü aklından çıkaramama vardır. 20-30 sene önce olmuş olayları temcit pilavı gibi döndürür durur. Sürekli geviş getirircesine (ruminasyon) geçmiş olayları kafaya takar, dillendirir, hayatı hem kendisine hem de yakın çevresine zindan eder.

Depresyonda gelecek algısı da bozulur. Geleceğe dair umutsuzluk, hayatı yaşamaya değer bulamama ve yaşamak için bir sebep olmadığı inancı gelişebilir. Bu durumda kişi için yaşam anlamsız ve katlanılmaz bir hale alır. Bu kişide ölme isteğine ve en korktuğumuz olay olan intihara sebep olabilir

Depresyon zihinsel işlevleri de bozar. Öyle ki tedavi edilmediği taktirde unutkanlık gibi kalıcı bir takım zihinsel sorunlar baş gösterebilir. Bunların başında dikkat ve konsantrasyon sorunları gelir. Kişinin dikkat ve konsantrasyonu zayıflar ve buna bağlı dalgınlık ve unutkanlık görülebilir. Telefon, cüzdan, anahtar gibi eşyaları sağda solda bırakma, sık sık ocakta yemek unutma, buzdolabını açıp ne alacağım diye bekleme, odaya niçin geldiğini hatırlayamama gibi dalgınlık ve unutkanlık belirtileri görülebilir. Mesleki ve akademik sorunlar da olabilir. Örneğin bir öğrenci ders dinlemede, anlamada, çalışmada ve çalıştıklarını hatırlamada zorlanabilir. Bir muhasebe uzmanı sık sık hesap hataları yapabilir. Kepçe, forklift gibi dikkat gereken araçlarla çalışan işçiler sık sık kaza yapabilir. Kişi bu tarz hatalar sebebiyle işini bırakmak ya da işten atılmak zorunda kalabilir.

Online depresyon testi için tıklayınız.

online-depresyon-testi

İleri yaşlarda depresyona bağlı bellek sorunları ileri safhalara ulaşabilir. Öyle ki demansla (bunama) karışan durumlar oluşabilir. Psödodemans ya da yalancı demans dediğimiz bu durum tedavi edilmediği taktirde Alzheimere kadar ilerleyebilir. O yüzden depresyonun sebep olduğu dikkat, konsantrasyon ve bellek sorunları gerekirse nöropsikolojik testlerle tetkik edilmelidir. İleri yaş depresyonlular ihmal etmeksizin mutlaka tedavi almalıdırlar.

Depresyon insan bedenine de etki eder ve bazı hastalıkların gelişmesine sebep olur. Bu bedene etkisi daha çok hormonal sebeplerle olur. Örneğin depresyonda kortizol gibi stres hormonlarının artması ile kolesterol ve trigliserit yükselebilir ve karaciğer yağlanabilir. Şeker yüksekliğine bağlı diyabet gelişebilir. Depresyonlu kişilerde insülin direnci ve metabolik sendrom çok sık görülür. Kortizol su-tuz tutulmasına yol açarak hipertansiyon, kalp yetmezliği ve böbrek bozukluklarına sebep olabilir.

Küçük damarlarda aşırı baskı ve kas kasılmasından dolayı uyuşmalar, karıncalanmalar, bel, sırt, omuz ve baş ağrıları olabilir.

Depresyon mide ve bağırsak rahatsızlıklarına da sebep olabilir. Karın ağrısı, şişkinlik, bulantı ve ilerleyen süreçte gastrit ve mide ülseri, barsak tembelliği ve kabızlık çok sık görülür.  

Depresyon düşünce ve duygularda olduğu gibi bedeni de yavaşlatır. Mimikler yavaşlayabilir, keder ve hüzün sebebiyle yüz kasları aşırı kasılır, yüz çizgileri derinleşebilir, burun kenarlarından ağıza doğru bakıldığında omega harfi okunur. Ağır depresyon belirtisi olan bu duruma omega yüzü adı verilir. Beden hareketleri de yavaşlar, öne eğik oturma ve yürüme, kamburlaşma görülür.

Online depresyon testi için tıklayınız.

online-depresyon-testi

Depresyonda uyku düzeni bozulur. Uykuya dalamama, sık sık uyanma ya da gecenin bir yarısı uyanıp tekrar uyuyamama şeklinde uyku sorunları baş gösterebilir. Bu gecenin bir yarısı uyanıp uyuyamama depresyonluların yüzde 80’inde görülür. Bazen aşırı uyuma da görülebilir. Kişi saatlerce uyusa da uyumamış gibi yorgun ve bitkin hissedebilir.

Depresyon iştahı da bozar. Ya iştahsızlık ve kilo kaybı ya da aşırı yemeye bağlı kilo alımları görülür. Özellikle tatlı türü veya karbonhidrat şeklinde yemeye düşkünlük depresyonda görülen bir iştah sorunudur.

Depresyon cinsel işlev sorunları görülebilir. Hayata karşı isteği, ilgiyi azaltan depresyon cinsel isteği ve ilgiyi de azaltır. Bu libido azlığı erkeklerde geçici iktidarsızlık ve ereksiyon sorununa, kadınlarda da orgazm olamama, cinsellikten zevk alamama durumuna yol açabilir. Üroloji kliniklerine, cinsel danışmanlık merkezleri ve dahiliye polikliniklerine cinsel işlev sorunlarıyla başvuran insanların birçoğunun asıl sorunu depresyondur.

Hipokondriak uğraşlar, sürekli bedeninde kanser gibi ölümcül bir hastalık olduğu düşüncesi, doktor doktor dolaşma, gereksiz tahlil ve tetkikler yaptırma özellikle maskeli depresyonda görülen belirtilerdir.

Depresyonda yaşanan mutsuzluk ve keder hali kişileri alkol ve maddeye yönlendirir. O yüzden depresyonlu kişiler acıyı unutmak ve uyuyabilmek için sıklıkla alkol ve madde kullanırlar. Hatta bu durum depresyona eklenmiş bir bağımlılığı da beraberinde getirir.

Özetle depresyonun belirtileri:

  • Anhedoni (hayattan zevk alamama) ve çökkün duygudurum (mutsuzluk, umutsuzluk, kederlilik)
  • Aşırı suçluluk, pişmanlık ve değersizlik
  • Alınganlık ve sinirlilik
  • Dikkat ve konsantrasyon zayıflığı
  • Unutkanlık
  • Gerginlik, bunaltı (sabah bunaltısı)
  • Uykusuzluk ya da aşırı uyuma
  • İştahsızlık ya da aşırı yeme
  • Baş ağrısı ve yaygın vücut ağrıları
  • Geçmişle aşırı uğraş
  • Yorgunluk, enerji düşüklüğü
  • İlgi, istek ve motivasyon azlığı
  • Anlamsızlık ve boşluk hissi
  • Cinsel isteksizlik, cinsel işlev bozukluğu (ereksiyon zorluğu, orgazm olamama)
  • Meslekî, ailevî ve sosyal performansta düşüklük

Online depresyon testi için tıklayınız.

online-depresyon-testi

Depresyonun Nedenleri Nelerdir?

Depresyon birçok etkene bağlı olarak ortaya çıkar. Ancak etken ne olursa olsun depresyonu oluşturan durum beyin kimyasının bozulmasıdır. Halk arasında mutluluk kimyasalları olarak bilinen noradrenalin, serotonin ve dopamin gibi sinirsel iletiden sorumlu hormonların seviyesindeki ya da etkinliğindeki azalma depresyonu tetiklemektedir.

Depresyonun sebepleri nedir?

Depresyon sanıldığının aksine kişilik ve karakterle doğrudan bağlantılı bir rahatsızlık değildir. Bazen yanlışlıkla inancın ve kişiliğin zayıf olmasından kaynaklandığı düşünülse de bu yanlış bir intibadır. Kişilik tabi ki bir risk etkenidir ancak direk bir sebep değildir. O yüzden depresyonun öncelikle biyolojik bir beyin rahatsızlığı olduğunu bilmek gerekir. Yani depresyon ancak beyin kimyasının bozulmasıyla oluşur. Sebepler ve risk faktörleri bu bozulmayı kolaylaştırıcı etkiye sahiptirler.

Araştırmalar dünyada yaşayan insanların %25’inin şu veya bu sebepten klinik depresyon belirtilerini yaşadığını ortaya koymuştur. Klinik depresyon kriterlerini karşılamayan depresif yakınmalar ise çok daha geniş bir popülasyonu etkilemektedir. Hayatın dinamikliği ve insan bezdeninin statik olmayışı, hele hele global ekonomik krizlerin, pandemilerin, terör eylemlerinin, deprem ve tsunami gibi doğa olayları, stres yükünü çokça artırarak çağımız insanını yüksek bir depresyon riskiyle karşı karşıya getirir. Buna bir de kişinin kendi hayatında yaşadığı etkenler ilave olduğunda risk daha da çok büyümektedir. Bütün bu gerekçeler dünyada artık sakatlıkların en önemli sebeplerinden biri olan depresyonun nedenlerini bilme ve buna göre önlem alma ihtiyacını doğurmuştur.

Depresyona sebep olan risk faktörleri nelerdir?

  • Genetik yatkınlık: Ailesinde depresyon ya da Alzmeimer, bipolar bozukluk gibi herhangi bir mental rahatsızlığı olanlarda depresyon sıklığı diğer insanlara göre daha fazladır. Genetik tek başına depresyon gelişimini belirleyen bir unsur değildir. Yani her ailesinde depresyon olan depresyona girecektir diye bir kayıt yoktur. Ancak bu tür kişilerin karşılaştığı çevresel ve biyolojik etkenler riski artırmaktadır.
  • Erken ebeveyn kaybı: 11 yaş öncesi dönemde yaşanan ebeveyn kayıpları bir depresyon sebebidir.
  • Madde ve alkol kötüye kullanımı
  • Anksiyete bozuklukları: Panik bozukluğu, sosyal fobi, yaygın kaygı bozuklukları kişinin hayatını kısıtlayarak depresyona zemin oluşturur.
  • Kadın olmak: Kadınlarda özellikle adet döneminde yaşanan hormonal değişiklikler risk etkenidir. Kadınlarda depresyon erkeklere nazaran iki kat daha yüksek görülür.
  • Düşük sosyoekonomik düzeyde olanlarda depresyon daha sıktır.
  • Ayrı yaşama, boşanmış olma bir risk faktörüdür.
  • İşsizlik: İşsizlik depresyona depresyon da işte verimliliği azaltarak iş kayıplarına sebeptir.
  • Daha önce depresyon geçirmiş olanlarda, geçirmemiş olanlara göre tekrar depresyon gelişme riski daha yüksektir.
  • Yakın zamanda önemli yaşam olayları ve ruhsal travmalar: Özellikle çocuklukta yaşanan travmalar (duygusal ihmal, duygusal ve fiziksel şiddet, fiziksel ihmal, cinsel istismar), kazalar (trafik kazaları), işten kovulma, iflaslar, cinsel taciz ve tecavüz, deprem, sel, yangın gibi doğal felaketler, pandemi gibi global travmalar
  • Kişilik yapısı: Mükemmeliyetçi, obsesif, detaycı, kontrolcü, narsisistik, alıngan, agresif, aşırı duyarlı, kişilerde
  • Uykusuzluk: Uyku sorunu hem depresyon belirtisi hem de sebebidir. Uzun süreli uykusuzluk depresyona yol açabilir. Uyku düzeninin sağlanması tedavinin temel amaçlarından biridir. Birçok kişi uykuyu düzeltmek için alkole başvurur ve bu depresyon riskini daha da artırır.
  • Bazı ilaçlar: Birçok antihipertansif ilaç, kalp ilaçları (kardiyotonik, antianjinal, antiaritmik), antiinflamatuar, (ağrı kesici ve romatizma tedavisinde kullanılan ilaçlar) antibakteriyel ilaçlar (antibiyotikler), hepatit tedavisinde kullanılan interferonlar, bazı kemoterapi ilaçları, hormonlar (kortizon), kolinerjik ilaçlar, organik çözücüler, birçok psikotrop ilaç (ruhsal yapı ve sinir sistemi üzerinde etkisi olan bazı ilaçlar), alkol, kokain, esrar, eroin ve bunların yoksunlukları depresyona neden olabilir.
  • Tıbbi hastalıklar: Böbrek üstü bezi rahatsızlıkları (Addison Hastalığı), kansızlık, mide bağırsak hastalıkları (chrohn, ülseratif kolit, mide ülseri), karaciğer yetmezliği, hepatitler, enfeksiyonlar, kanserler, kalp ve solunum sistemi hastalıkları, birçok merkezi sinir sistemi hastalığı, genel beden travmaları, metabolik hastalıklar (diyabet vs.), beslenme sorunları (B12, folik asit, D vitamini eksikliği), mide-barsak sistemi hastalıkları, bağ dokusu hastalıkları (Sistemik Lupus Eritematozis, romatoid artrit, Behçet hastalığı vs.) gibi birçok hastalık depresyona neden olabilir. Eğer uzun süre hastanede kalmayı gerektiren bir tıbbî durumsa depresyon ihtimali daha da artar.
  • Beyin hastalıkları: Beyin tümörleri, epilepsi (sara hastalığı), demanslar (Alzheimer), inme, beyin kanaması, Parkinson hastalığı, beyni tutan enfeksiyonlar (tüberküloz, herpes), beyin iltihapları
  • Hormonal bozukluklar: En başta tiroid rahatsızlıkları (hipotiroidi (guatr), hipertiroidi, Hashimato Tiroiditi), Cushing hastalığı,

Kimler Depresyona Yatkındır?

Öncelikle şunu vurgulamakta yarar var: “Depresyona yatkın kişiler mutlaka depresyona girerler.” diye bir kaide yoktur. Ancak bu kişilikler strese meyilli olduklarından beyin kimyasında bozulma riskiyle karşı karşıyadırlar. Burada bir farkındalık oluşturulma gayesiyle bu kişiliklerden bahsedilecektir.

Aşırı mükemmeliyetçi, titiz ya hep ya hiç mantığıyla düşünen, en ufak bir hataya tahammül gösteremeyen, her şeyin dört dörtlük olmasını isteyen kişiler depresyona en meyilli kişilerdir. Çünkü hayatın olağan akışı içerisinde aksaklıklar mutlaka çıkacaktır. Biz elimizden geleni yaptığımız halde arzu ettiğimiz sonucu alamayabiliriz. Ancak bu kişiler bu gerçeği kabullenemezler ve başarının en iyiye, mükemmele ulaşmaktan ibaret olduğunu düşünürler. Böyle olunca hep eşik altı bir hayat yaşıyormuş gibi olurlar. Bu durumda mutlu olmaları zorlaşır ve sürekli hayal kırıklığı yaşarlar. Bu da karamsarlık ve anlamsızlık düşüncesine kapılıp depresyona girmelerini kolaylaştırır.

Aşırı sorumluluk sahibi kişiler: Saçını süpürge eden kadınlar, sadece başkalarını düşünen, hep kendisinden ödün veren, kendisini ihmal eden kişiler çok fazla stres yükü çekerler ve risk altına girerler. Halbuki insani ilişkilerde asıl olan kişinin elinden geleni yapmasıdır. Sadece başkalarına değil kendisine karşı da adil olmasıdır.

Sürekli onaylanma, taktir edilme, aranıp sorulma (yaşlılarda yaygın), pohpohlanma, güzel sözler söylenme, sürekli çevresinde ilgi odağı olma, sevilme, değer görme ihtiyacı duyan kişiler de depresyona meyillidirler. Bu kişiler çok kırılgandırlar, bu arzu ettiklerini elde edemediklerini düşündüklerinde moral bozukluğu yaşarlar ve depresyona meyilli hale gelirler.

Kimseye hayır diyemeyen, kendisinden istenen her şeye kayıtsız şartsız evet diyen, hiçbir şeyi reddedemeyen kişiler de gereğinden fazla stres ve sorumluluk yüklendiklerinden depresyona girme riskiyle karşı karşıyadırlar. Bu kişiler hayır dediklerinde dışlanacaklarından, sevilmeyeceklerinden, değer ve taktir göremeyeceklerinden ve haklarında olumsuz düşünüleceğinden korkarlar. Bu da hem mutsuzluğu hem de bunaltıyı beraberinde getirerek depresyona meyli artırır.

Şüpheci, olaylara hep olumsuz tarafından bakan,

Hataya tahammül edemeyen kişiler de depresyona meyillidirler.

Onuruna aşırı düşkün, eleştiriye ve başarısızlığa tahammül gösteremeyen,

Her şeye alınan, kırılan, gücenen kişiler depresyona yatkındırlar.

Sürekli birilerine bağımlı olarak yaşayabilen, çekingen, içe kapanık, kendine güveni ve motivasyonu düşük kişiler depresyona sıklıkla yakalanırlar.

Sosyal Medyada Paylaş

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Geçmeyen Ağrıların Altından Depresyon Çıkıyor

“Doktor bey yıllardır bel ağrısı çekiyorum. Gitmediğim doktor, yaptırm...

Antidepresanlar Gerektiğinde Kullanılmalı

Depresyon dünyanın en büyük sağlık sorunlarındandır. En sık görülen il...

Depresyon tedavisi

Depresyonun serotonin başta olmak üzere beyindeki sinir iletiminden so...

TMS Tedavisi

tms-tedavisi
TMS nedir? Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) veya Transkranyal Manyetik Uyarım (TMU) da dediğimiz bu yöntem, başın belli noktalarından direk beyne ulaşmak üzere manyetik uyarımların verildiği bir tedavi yöntemidir. Buradaki amaç dışarıdan beyin içerisindeki bazı yapılara ulaşmak ve manyetik etkiyle oradaki nörokimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmektir. Bu tedavi yöntemiyle herhangi bir ameliyata ya da elektrotlara ihtiyaç duymaksızın beynin bazı yapılarına, bölgelerine ulaşıp, orada manyetik bir etki oluşturabiliyoruz. Bu manyetik etki de beynin o alanlarındaki kimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmede etkili oluyor. İçindekiler TMS tedavisi ilaç direncini düzeltir ...
Devamını Oku