GİZLİ ŞİZOFRENİ NEDİR?

Araştırmalar şizofreninin görünür hale gelmeden önce bazı belirtiler verdiğini, ama bunların çoğu zaman fark edilemediğini ortaya koymuştur. Ailelerin hatta hekimlerin şizofreniyi akla getirmemeleri, hastalığı kişiye yakıştıramama ve bu konuda yeterli bilgiye sahip olamama gizli dönemde ortaya çıkan belirtilerin fark edilmesini engeller.

 Hiçbir hastalık kısa bir süre içinde ortaya çıkmaz. Hastalık süreci uzun zaman önce başlar ama yıllar sonra görünür hale gelir. Bedenin etkenle karşılaştığı ilk devrede koruma ve kompensasyon mekanizmaları devreye girip belirtileri maskeleyebilir. Ancak bir müddet sonra bu mekanizmalar yetersiz kalır ve hastalığın belirtileri ortaya çıkar. İçi su dolu ve ağzı kapalı bir kaba ısı verildiğinde ilk önceleri bir değişiklik gözlenmez. Ancak bir zaman sonra kapak yukarı doğru hareket etmeye başlar ve suyun kaynadığının farkına varılır. Basıncın iyice arttığı noktada kapak artık işlev göremez ve kabın içindeki su dışarı saçılır. İşte hastalıklar da benzer bir mekanizmayla görünür hale gelir. Telafi mekanizmaları etkisini kaybetmeye başladığında belirtiler görülür hale gelir.

Tip 2 diyabet bu şekilde gelişen hastalıkların tipik bir örneğidir. Şeker hastalığı gelişmeden önce dokularda insülin hormonuna karşı direnç oluşur ve vücut insülini çok daha fazla arttırarak kan şekerini düşürmeye çalışır. Başlangıçta bu işe yarar ve kişinin açlık kan şekeri ölçüldüğünde normal çıkar. Ancak şeker yükleme testiyle kan şekerinin yüksekliği görülebilir. Bu duruma insülin direnci ya da gizli şeker adı verilir. İşte bu aşamada önlem alınır, diyet ve ilaç takviyesi yapılırsa olası bir şeker hastalığının önüne geçilebilir. Aksi taktirde şeker yüksekliği aşikâr hale gelir ve kişi şeker hastası olur. Beyinde de benzer mekanizmalar söz konusudur. Örneğin sol taraftaki bir yavaşlama sağ beyin tarafından kompanse edilmeye çalışılır. Dinamik beyin haritalamasında bu durum solda yavaşlama, sağda hızlanma şeklinde görülür. Yine beynin ön bölgesinde ortaya çıkan bir fonksiyonel bozukluk, daha fazla kan akımı sevkiyatıyla giderilmeye çalışılır ve böylece bir süre belirtiler gizlenebilir. Şizofrenide yaşanan süreç bundan farklı değildir. Esasen hiçbir hastalığın gelişme süreci birbirinden farklı değildir. Gerek fiziksel gerekse ruhsal hastalıklar aynı gelişimsel yolu izler. Hastalık önce gizlenir, sonra görünür hale gelir. İşte şizofreniyi görünür olmadan önce sezmek, tedavi açısından büyük önem arz eder. Bu bölümde şizofreni öncesi belirtiler bu bakış açısıyla değerlendirilecek ve gizli dönem belirtileri üzerinde durulacaktır.

Çocuklukta görülen Takıntılar Gizli şizofreni habercisi olabilir mi?

Şizofrenili hastalarda dağılma öncesinde birtakım takıntılar ortaya çıkabilir. Şizofreni öncesinde kişilerde bazı konularla mantıksız bir şekilde aşırı derecede uğraş gözlenmiştir. Örneğin hastalar bedenleriyle fazlaca uğraşmaya, aşırı el yıkamaya, çok sık mastürbasyon yapmaya ve her şeyi abartılı bir şekilde yaşamaya başlar. Aslında bu, bir anlamda şizofrenik dağılmayı önleme çabasıdır. Vücut, bünyesinde oluşan herhangi bir travmayı nasıl olduğuna bakmaksızın iyileştirmeye çalışır. Her travma bedendeki bu “iyileştirme refleksini” harekete geçirir. Bir çizik oluştuğunda trombositler yarayı hemen sarar, kemik kırıldığında kırık yerinde derhal bir onarma faaliyeti başlar. Bu ilk tepki otomatik ve refleksiftir. Yani vücut yaranın düzenli olup olmadığına veya kırığın düzgün kaynayıp kaynamadığına bakmaksızın onarıma başlar. Eğer bu aşamada kırık yamuk kaynadıysa buna bağlı deformasyonlar, yara düzgün iyileştirilmediyse fonksiyonu kısıtlayan büyük izler ortaya çıkar. İşte gizli şizofreni döneminde görülen takıntılar bu kontrolsüz iyileştirme refleksinin ürünüdür. Bunlar tıpkı kaynayan bir kazanın kapağı fırlamasın diye üzerine konulan ağırlık gibidir. Bir müddet hastanın dağılmasını engelleyebilir. Ancak kazan kaynadıkça suyun basıncı artar, dışarı sızmaya başlar, belirtiler hafif hafif ortaya çıkar ve sonunda kapak fırlayıp hastalık görünür hale gelir.

Tipik şizofreni belirtisi olmayan, ama birer şizofreni öncesi belirti olarak karşımıza çıkan bu takıntılar, kişinin yakınları, büyükleri, çevresi hatta doktorları tarafından çoğunlukla geçici bir buhran olarak yorumlanır. Uyanık ebeveynler bu durumda çocukları için iyi bir psikiyatrik danışma alarak şizofreni gelişmeden önlenmesini sağlayabilir.

Çocuklukta görülen İçe Kapanma ve Mülayimleşme Gizli şizofreni belirtisi midir?

  Kişinin içe kapanması ve karakterinde gözle görülür bir değişim gözlenmesi de gizli bir şizofreni belirtisi olabilir. Bazen değişme o kadar yavaş olur ki, hastayla yaşayan kişiler bunu hissedemez. Genellikle uzun süre görüşülmemiş bir yakın değişikliği çok daha iyi fark eder. Yakınlar; “Bu bizim tanıdığımız kişi değil, değişmiş, çok cansızlaşmış, hiç konuşmuyor, yanımıza bile gelmiyor.” gibi ifadelerde bulunur. Hatta bazıları; “Acaba bu çocuk hasta mı?” diye direkt uyarıda bulunabilir. Böyle bir mesaj psikiyatrik danışmayı gerektirir. Ancak çoğu zaman aileler, çocuklarına toz kondurmaz ve durumu fark edemez. Şizofreni görünür hale geldikten sonra yaşananları geriye dönük olarak hatırlayan aileler “Evet, eskiden çok canlı bir çocuktu, ama yıllar içinde donuklaşmaya, yalnızlaşmaya başlamıştı. Biz bunu o zaman fark edememiştik.” gibi açıklamalarda bulunur. O yüzden, anne babalar çevreden gelen uyarıları mutlaka değerlendirmeli; “Bizde olmaz, bizim böyle bir sorunumuz yok.” deyip inkâra ve umursamazlığa saplanmamalıdır. Bir tuhaflık sezildiğinde danışmak çok önemlidir.

Diğer önemli bir belirti de, çocuğun, derslerini muntazam çalışan iyi bir öğrenciyken, okulu hiç önemsemeyen, sürekli zayıf alan hatta okuldan atılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir öğrenci haline gelmesidir. Matematiği çok seven bir çocuk, artık o dersle ilgilenmemeye başlar. Evet, diğer derslerle de ilgilenmeyebilir ama özellikle çok sevdiği derse ilgisini kaybetmesi önemlidir. Hatta öğretmenler de, “Bu çocuk çok efendi, çok iyi bir öğrenci ama son günlerde donuklaştı. Ödev veriyoruz yapmıyor, sorduğumuz sorulara cevap vermiyor.” şeklinde yakınmalarda bulunur. Aileler bunun bir depresyon belirtisi olabileceğini, ancak bu tür çocuklarda şizofreni görülme sıklığının da azımsanmayacak kadar yüksek olduğunu unutmamalıdır.

Çocuklarda görülen Cinsel Yaşantılarda ve Ahlâkî Durumda Değişiklikler Gizli şizofreni belirtisi olabilir mi?

Gizli şizofreni döneminde kişiler pervasız cinsel eğilimlerde bulunup, bu konuda beklenmedik sözler sarf edebilirler.22, 23 Bu tür davranışlar, bir ergenlik belirtisi olarak değerlendirilir ve “Gençtir, yapar” gibi sözlerle geçiştirilir. Aslında bunlar da bir bakıma habercidir. Genç önceden mahcup, bu tür konuları konuşmaktan kaçınan, hatta bu konularda tutucu iken bir anda çok rahat ve açık seçik konuşmaya başlayabilir. Yoldan geçen kadınlara laf atabilir, hatta el kol hareketleri yapabilir, eve gelen misafirlerin kızlarına uluorta arkadaşlık teklif edebilir hatta sarkıntılık yapabilir.

Kafasını evlerine misafirliğe gelen bir ailenin kızına takan ve onu sürekli aramaya başlayan bir şizofrenili genç, kızı her gün telefonla taciz ediyor, kız rahatsız olduğunu söylediği halde duymazlıktan gelip ısrarını sürdürüyordu. Yaptığı davranışın yanlış olduğunu bir türlü idrak edemiyor, kendi isteğine odaklanmış bir şekilde davranmaya devam ediyordu. Ailesiyle yapılan görüşmede, son yıllarda içine kapandığı ve bu tür tuhaf davranışlar sergilemeye başladığı öğrenildi. Durum gizli bir şizofreni olarak değerlendirildi. Tedavi müdahalesi ile kısa süre içinde içgörü gelişti ve belirtiler ortadan kalktı.

Toplumsal ahlak kurallarının ihlali, hayâ duygusunun azalması da bir gizli şizofreni belirtisi olabilir. Bir hasta mahremiyet kurallarına uymadan evinde misafirler, kız kardeşi, ebeveyni olduğu halde kapıyı açık bırakıp cinsel organıyla oynuyordu. Başarılı bir öğrenci olduğu halde üniversiteyi bırakmıştı ve çalışmıyordu. Bu absürt tablo sorgulandığında gencin şizofreni olduğu, uzun zamandır bu şikayetleri yaşadığı tespit edilmişti. Tedaviden sonra bu davranışları geçmişti.

Şizofrenili hastalarda etrafta kimse yokmuş gibi uluorta soyunma ve ölçüsüz giyinme gibi absürt davranışlar görülebilir. İç çamaşırlarıyla anne babasının yanında dolaşan, koltukta oturup televizyon seyreden bir hasta “Burası benim evim, istediğim gibi dolaşırım” gibi tepkiler veriyordu. Kendisine bunu normal olup olmadığı sorulduğunda da : “Ne olacak, evde annem babam var, yabancı yok ki” gibi çocuksu ve kendi gerçeğine uymayan cevaplar veriyordu. Bunun gibi uygunsuz davranışlar mani denilen taşkınlık durumlarında da gözlenebilir. Ancak manide ayrıca aşırı hızlanma, hareketlilik, çok konuşma, çok para harcama gibi belirtiler de görülür ve hastalığa rağmen kişilik gelişme yönünde ilerler. Gizli şizofreni evresindeyse, hareketlilikten ziyade durgunluk ve tuhaflık göze çarpar. Kişilik gitgide geriler, yıkıma uğrar.

Bazı şizofrenili hastalar, bu dönemde, yaptıklarının tuhaf olduğunu düşünebilirler. “Şöyle davranıyorum ama bana da biraz tuhaf geliyor bu yaptıklarım.” diyenler olur. Şizofreni öncesi dönemde içgörü kısmen de olsa korunduğundan, tuhaflıklar ilk etapta fark edilebilir. Ancak şizofreni ilerledikçe içgörü tamamen kaybolur ve kişi artık tuhaflıklarını göremez ve hasta olduğunu kabul edemez hale gelir.

Madde ve sigarayla alakası olmayan kişilerde görülen çok aşırı sigara içme ya da madde kullanma davranışları da gizli şizofreni belirtisi olabilir. 24

Bir kişiye takıntı derecesinde aşk duyma da bir şizofreni önbelirtisi olabilir.

Moral ve ahlak değerlerinin farkındalığı ve bunların tatbiki beynin ön bölgesi ile ilgili bir işlevdir. Şizofrenide bu alanlardaki işlev bozuklukları moral değerlerin fark edilememesine ve kişiye uymayan davranışların oluşumuna sebep olur. Bu durum gizli şizofreni belirtisi olarak karşımıza çıkabilir.

Çocuklukta Davranış Değişiklikleri Gizli şizofreni belirtisi olabilir mi?

Gizli şizofreni evresinde bazı ergenlerde psikopatik ya da sosyopatik davranışlar gözlenebilir. Muhakeme yeteneğinin zayıflaması ve dürtü kontrolünün bozulması çalma, aşırı bencillik, kendi isteklerini yerine getirme arzusu, yalan söyleme, saldırganlık gibi davranışlara sebep olabilir.25, 26 Sosyal davranış bozuklukları iyi gözlemlendiğinde bebeklik gibi erken dönemlerde bile yakalanabilir. Örneğin duygusal tepkilerde azalma gözlenen çocuklarda şizofreni riskinin arttığı bildirilmiştir. Ayrıca hastalanmadan önceki dönemde (premorbid dönem) veya çocukluk çağında oluşan içe kapanıklık ve sosyal izolasyon, hem Muhakeme yeteneğinin zayıflaması ve dürtü kontrolünün bozulması sonrasında bir önbelirti hem de şizofreninin kötü gidişat kriterlerden biri olarak kabul edilmiştir.

Çocuklukta ve Ergenlikte Görülen Yanlış Anlama ve Yanlış Değerlendirme Davraışları Gizli şizofreni belirtisi midir?

Gizli şizofreni döneminde hastalarda yerinde duramama, gereksiz soru sorma, aşırı duyarlılık, söylenenleri yanlış anlama, her sözde olumsuz bir ima arama gibi tutumlar görülebilir. Kişi, kelimeleri ve cümleleri hep olumsuzluk zemininde değerlendirmeye meyillidir ve tepkileri buna göredir. Örneğin bir hasta annesi “Saçını neden böyle taradın?” diye sorduğunda, “Ne kadar kötü olmuş, saçını niye böyle taradın mı demek istiyorsun?” şeklinde yorumlamıştı. Hatta “Sen bana hakaret ediyorsun” diye annesine saldırmıştı. Yanlış anlamalar tuhaflık ve saçmalık boyutuna varırsa ve sıklığı artarsa olası bir psikiyatrik durumdan şüphe edilmelidir.

20’li 30’lu yaşlarda, babası asker bir genç kız, şiddetli bir psikotik atakla hastaneye getirilmişti. Genç kız, askerliğini yapmak üzere, oturdukları lojmana gelen bir asteğmenin kendisini sevdiğini ve ona ilan-ı aşk ettiğini söylüyordu. Sürekli o gençle ilgilenmeye ve onu düşünmeye başlamıştı. Durum artık takıntı boyutuna ulaşmıştı. Genç kız annesinin en ufak bir sözünü bile asteğmene yönelik bir ima olarak değerlendiriyordu. Annesi “Böyle bir şey yok, yanlış anlıyorsun” dediğinde “Sen benim ona layık olmadığımı mı düşünüyorsun? Ne demek istiyorsun, ben güzel değil miyim? Çirkin olduğumu mu düşünüyorsun?” şeklinde tepkiler veriyordu. “Kızım, henüz evlenme çağına gelmedin, daha gençsin” dendiğinde “Siz benim evde kalmamı istiyorsunuz” veya “Benim evlenemeyeceğimi mi düşünüyorsunuz?” diyordu. Bu şekilde bir yıl kadar süren bir dönemden sonra genç kızda sanrı ve varsanılar görülmeye başlamış ve maalesef hasta şiddetli bir şizofreni atağıyla hastaneye getirilmişti. Bazen bu örnekte görüldüğü gibi, küçük ama absürt yanlış anlamalar ve alınganlıklar büyük bir atağın habercisi olabiliyor. Eğer buna işlevsellikte azalma, insan ilişkilerinde bozulma ve sosyal çekilme eşlik ediyorsa mutlaka bir psikiyatra danışmak gerekir. Bu tür belirtiler, tabii ki kişide yüzde yüz şizofreni gelişeceği anlamına gelmiyor, ancak bu kişilerde şizofreni gelişme riski daha fazla oluyor.

Bu tarz tepkiler sadece aile içinde değil, işyerinde ya da okulda da görülebilir. Örneğin kişi, mesai arkadaşlarının bakışlarından etkilenip yanlış yorumlar yapabilir, işyerindeki arkadaşlarının kendisine kötü baktığına, eksiğimi yakalamaya çalıştığını düşünebilir ve evde sürekli bu tür sorunlardan yakınabilir. Sanki herkes hakkında kötü düşünüyor, herkes ona komplo kurmaya çalışıyor, arkasından iş çeviriyor gibidir. İş çevresindeki insanlara duyduğu güven gitgide azalır, yıllardır aynı işyerinde beraber çalıştığı arkadaşlarını yeni tanımaya başlamış gibi anlatır. Örneğin önceden çok sevdiği patronu hakkında “Zaten patronu hiç gözüm tutmazdı.” gibi ifadeler kullanmaya, öğretmeninden ve sıra arkadaşından nefretle bahsetmeye başlar. Özellikle ailesinde genetik yatkınlık olan kişilerde bu tür belirtiler görülüyorsa şizofreni ihtimali akılda tutulmalıdır.

Edilgenlik (pasiflik) bir Gizli şizofreni belirtisi midir?

İnsan, günlük hayatta küçük kararsızlıklar yaşayabilir. Bazen nereye gideceğine, ne giyeceğine, ne yiyeceğine karar veremeyebilir. Böyle durumlarda eşinin, arkadaşlarının ya da çevresindekilerin kararlarına uyabilir. Ancak bu her zaman böyle olmaz, arada kendi kararlarını da dile getirir hatta başkalarını da ikna edebilir. Gizli şizofreni döneminde görülen belirtilerden biri de kişinin inisiyatif kullanamaması ve fikirlerini savunamamasıdır. Kişi, hep başkalarının güdümünde davranır, başkalarının fikirlerine karşı daima çekingen ve edilgen kalır. Ergenlik döneminde şizofreniye yakalanan kişilerin, çocukluklarında ebeveynlerine hiç sorun çıkarmayan, çok ağlayan, yalan söylemeyen, huysuzluk etmeyen çocuklar oldukları tespit edilmiştir. Bu kişiler genelde kendilerinden istenileni sorgulamaksızın yerine getiren ve kayıtsız şartsız itaat eden kişilerdir. Önceden programlar yapan, sorumluluklarını yerine getiren, faturalarını yatıran, işine gücüne giden, ailesiyle iletişimi iyi olan bir kişi şizofrenik bir sürece girdiğinde gitgide plan yapmayan, inisiyatif almayan ve pasif biri haline gelir. Önceleri plan yapmasa bile yapılan plana uyarken, bir zaman sonra yapılan planlara da uymamaya başlar.

Çocuklukta görülen Tuhaf Çekingenlik Gizli şizofreni belirtisi olabilir mi?

Şizofrenili hastalar gizli dönemde çok güvensiz, endişeli, korkulu ve kaygılı olabilir, dış dünyaya olan güvenlerini kaybederek hiç gayret etmeyen, mücadele azmini yitirmiş ve aktivitelerden elini eteğini çeker hale gelebilirler. Yine insanların kendilerini yanlış anlayacağını düşündüklerinden hiç konuşmayabilirler. Bu durum sosyal fobide de görülebilir. Ancak sosyal fobili kişiler insanların arasına girmek ister ve paylaşımı arzu ederler. Şizofrenili hastalar ise tam tersi kaçmak isterler. Kişinin absürt bir şekilde kendisinin sürekli yanlış yaptığına ve insanların onu acımasızca eleştireceğine dair sarsılmaz inançları vardır.

Mazbutluktan Alkol ve Maddeye giden bir değişim gizli şizofreni belirtisi olabilir mi?

Hiçbir kötü alışkanlığı olmayan, mazbut bir genç bir anda zehirlenecek miktarda alkol ve madde kullanmaya başladıysa, şizofreni ya da en azından psikotik bir durum akla gelmelidir. Tabi ki ergenlik dönemindeki her değişim ve dalgalanma bir psikiyatrik bozukluk belirtisi olarak değerlendirilmemelidir. Bu dalgalanmalar kişilik gelişiminin yarattığı sıkıntılar da olabilir. Ancak bu durmda ortaya çıkan dalgalanmalar mutlaka bir gelişim ve kazanım ile sonuçlanır. Şizofrenide ise, kişiliğin gelişmekten ziyade gerilediği ve yıkıma uğradığı görülür. Kişi gittikçe çocuksulaşır ve o zamana kadar kazandığı becerileri de kaybeder. Ergenlik döneminde ortaya çıkan geçici bir buhranla olası bir şizofreniyi ayırt etmede en can alıcı nokta ergenler bir şekilde gelişir şizofrenili kişiler ise geriler.

Şizofrenide Gizli Belirtilerin Önemi Nedir?

Erken dönemde teşhis edilen şizofrenilerde tedavi şansı çok yüksektir. Bu dönemde yakalanan şizofreni vakalarında tedavi şansı %100’e yakındır. Hastalık tablosu yerleştikten sonra bile, şizofrenili hastaların %60’ı tedavi olabiliyor ve bu oran terapilerle birlikte %70’i bulabiliyor. Klinik tablo ilerledikçe ve şiddetlendikçe eskisi gibi olabilme şansı gitgide azalır.

            Genetik ve gizli şizofreni çalışmaları şizofreniyi önceden kestirebilmenin mümkün olabileceği üzerinde duruyor. Bu başarılırsa karanlık şizofreni ülkesine giden birçok kişiyi yoldan çevirmek mümkün olabilecektir. Şimdilik yapılabilecek en iyi yaklaşım ebeveynlerin bu tür belirtilere sahip çocuklarını mutlaka uzmana göstermeleri; uzmanların uyanık olmaları, hiçbir belirtiyi küçümsemeden değerlendirip mercek altına almalarıdır. Bu sayede birçok şizofrenili hasta durumu ilerlemeden tedavi şansı yakalayabilir. 

Sosyal Medyada Paylaş

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Ergende Madde Bağımlılığı

Ergenlerde madde kullanımı daha çok deneme veya kötüye kullanım yani b...

Erken Dönem Şizofreni

Şizofreni hastalığı nadiren de olsa erken dönemde yani çocukluk çağınd...

Uyku Bozuklukları

Solunumla ilgili uyku bozukluğu, Çocuklarda uyku bölünmelerinin en sık...

TMS Tedavisi

tms-tedavisi
TMS nedir? Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) veya Transkranyal Manyetik Uyarım (TMU) da dediğimiz bu yöntem, başın belli noktalarından direk beyne ulaşmak üzere manyetik uyarımların verildiği bir tedavi yöntemidir. Buradaki amaç dışarıdan beyin içerisindeki bazı yapılara ulaşmak ve manyetik etkiyle oradaki nörokimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmektir. Bu tedavi yöntemiyle herhangi bir ameliyata ya da elektrotlara ihtiyaç duymaksızın beynin bazı yapılarına, bölgelerine ulaşıp, orada manyetik bir etki oluşturabiliyoruz. Bu manyetik etki de beynin o alanlarındaki kimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmede etkili oluyor. İçindekiler TMS tedavisi ilaç direncini düzeltir ...
Devamını Oku