Geçenlerde bana ulaşan ve sosyal fobisi olduğunu söyleyen bir arkadaşımız duygularını şu şekilde ifade ediyordu:“Merhaba ben toplum içersinde konuşurken sürekli ağzımda tükürük biriktiğini hissediyorum ve yutkunmak zorunda kalıyorum. Bu da benim sosyal hayatımı çok olumsuz yönde etkiliyor. Psikiyatri uzmanına gittim bana ilaç verdi.  Yaklaşık bir aydır kullanıyorum ama hiç etkisi olmadı. Zamanla mı geçer yoksa ne yapmalıyım bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.  Benimle aynı şikayeti olan bir hastanız oldu mu? Ben hiç duymadığım için soruyorum ve kendimi dünyada tek gibi hissediyorum.”

Bu sorudan da anlaşılacağı gibi sosyal fobik kişiler bu durumdan sadece kendilerinin muzdarip olduklarını ve bu yüzden sorunlarının çözülemeyeceğini düşünürler. Bu karamsarlık içinde doktora da gitmeyip sıkıntılı bir hayat sürmeye devam ederler. Hâlbuki sosyal fobi bunaltıyla giden hastalıklar arasında en sık rastlanan rahatsızlıklardandır. Özellikle bizim gibi ataerkil toplumlarda çok daha sık görülür. Sosyal fobinin altında genellikle çocukluk çağı travmaları ve bu travmatik yaşantıların sebep olduğu olumsuz düşünce ve inanışlar yatar. İkaz eden, aşırı eleştiren, aşırı koruyup kollayan, aşağılayan, şiddet uygulayan ailelerin çocuklarında görülme sıklığı daha fazladır. Bu ortamda büyüyen çocuklarda “ben hep hata yaparım, ben beceriksizim, ben güçsüzüm, ben rezil olurum” gibi olumsuz inanışlar ve algılamalar oluşur.  Bu algılar toplum huzurunda "yanlış yaparım, rezil olurum, gözden düşerim, eleştirilirim" kaygısına sebep olur ve kişi bu yüzden sosyal ortamlardan kaçınmaya ya da ortamlara girse bile sessiz kalmaya, sıkılmaya başlar. Toplulukta konuşmak zorunda kaldığında da kızarır, terler, titrer, kalbi çarpar, nefesi zorlanır ve sesi kısılır. Zamanla durum şiddetlenir, sosyal ortamlardan iyice kaçınma, hatta evden çıkamama durumu hasıl olur. Sosyal fobik insanlar aslında dışa dönük ve sosyal iletişime açık insanlardır. Ancak yanlış yaparım korkusu önlerinde büyük bir engel olarak çıkar. Yapılması gereken sosyal fobiyi tedavi eden ilaçların yanında psikoterapi girişimleriyle kişinin negatif düşüncelerini, algılarını düzeltmek ve sosyal performansını artırmaktır. Sosyal fobi %90 tedavi edilebilen bir bozukluktur.

Manik Depresif Bozuklukta Terapi Şarttır

Manik depresif bozukluk depresif ataklarla birlikte aşırı hareketlilik, çok konuşma, aşırı alışveriş, kendine aşırı güven, az uyuma, aşırı enerjik olma belirtilerinin görüldüğü manik ataklarla seyreden bir bozukluktur. Tedavisinde olmazsa olmaz yaklaşım tabi ki ilaç tedavisidir. Ancak ilaç tedavisi tabloyu düzeltmedeki başarısını tekrarlamayı önlemede gösteremez. Yani kişilerin bir bölümünde ilaç tedavisine rağmen tekrarlamalar söz konusu olabilir. Tedavide altta yatan tetikleyicileri temizlemek büyük önem arz eder. Bunun için kişiyi strese sokan ve beynini zorlayan etkenleri minimuma indirgeyen psikoterapi programlarına almak gerekir. Terapilerde obsesif kişilik, aşırı mükemmeliyetçilik, aşırı titizlik, detaycılık gibi kişilik özellikleri önemli bireysel stres etkenleriyle, evlilik problemleri, aile çatışmaları, yalnızlık, desteksizlik, işsizlik ve geçmişte yaşanmış, hayal kırıklığı yaratmış ve etkileri devam eden travmatik yaşantılar ele alınır. Bu etkenleri ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar yapılır. Araştırmalar da göstermektedir ki ilaçla birlikte etkin psikoterapi girişimleri tekrarlama oranını önemli ölçüde azaltmaktadır.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Çekingenlik Kaderiniz Değildir

İş görüşmelerine gitmekten kaçınıyorum. Okulda bildiğim bir şeyi hocam...

Dini İnançlar ve Kültür Terörizmden Koruyor

Bilim insanı farklı dönemlerde farklı şekillerde tarif etmiştir. Bir d...

“Öğretmen Azarladığından Beridir Sosyal Fobiğim”

Topluluk karşısında rezil olurum, yanlış yaparım, eleştirilirim korkul...

TMS Tedavisi

tms-tedavisi
Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) veya Transkranyal Manyetik Uyarım (TMU) da dediğimiz bu yöntem, başın belli noktalarından direk beyne ulaşmak üzere manyetik uyarımların verildiği bir tedavi yöntemidir. Buradaki amaç dışarıdan beyin içerisindeki bazı yapılara ulaşmak ve manyetik etkiyle oradaki nörokimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmektir. Bu tedavi yöntemiyle herhangi bir ameliyata ya da elektrotlara ihtiyaç duymaksızın beynin bazı yapılarına, bölgelerine ulaşıp, orada manyetik bir etki oluşturabiliyoruz. Bu manyetik etki de beynin o alanlarındaki kimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmede etkili oluyor. TMS tedavisi önceleri nörolojide özellikle kas hastalıklarında tanı ve ...
Devamını Oku