Depresyon tedavisi nedir?

Depresyonun serotonin başta olmak üzere beyindeki sinir iletiminden sorumlu moleküllerin etkinliğinin azalmasıyla oluşan bir psikiyatrik bozukluk olduğu kanıtlanmıştır. O yüzden depresyon tedavisinde öncelik bu maddelerin işlevlerini düzeltmektir. Depresyon tedavi edilmediği taktirde 6 ila 18 ay sürebilmektedir. Yüzde 30’u 2 yılı aşan bir süre devam edebilmektedir. Tedavi edildiğinde ise 2-3 aylık kısa bir sürede iyileşebilmektedir. Depresyonun iş, aile, akademik ve sosyal performansı düşüreceği için erkenden teşhis ve tedavi edilmesi çok önem arz eder. Bütüncül tedavilerle depresyonun %80 üzeri tedavi edilebilmektedir.

Tedavide öncelikle antidepresanlar, güçlendirici olarak antipsikotikler, anksiyolitikler, duygudurum düzenleyiciler kullanılabilmektedir. Ayrıca vakaların durumuna göre TMU, EKT gibi tedaviler de protokole eklenmektedir.

İlaç tedavisinin yanı sıra mutlaka depresif algıya yönelik düzeltici müdahalelerde bulunan ve arka plandaki travmaları iyileştiren psikoterapilerin de eklenmesi gerekir. Çünkü ilaçlar daha çok sonucu yani depresyonu psikoterapiler ise sebebi ortadan kaldırırlar. Psikoterapi ile desteklenen depresyonlularda bir daha hastalanma oranları da düşmektedir. Bu yönüyle psikoterapiler de biyolojik etkinliğe sahip yaklaşımlardır.

Hangi tedavi protokolü olursa olsun bunu belirleyecek olan kişi psikyatri uzmanıdır. O yüzden depresyonlu kişilerin mutlaka bir psikiyatrın kontrolünde olmaları gerekir.

Online depresyon testi için tıklayınız.

online-depresyon-testi

Depresyonun tedavi protokolünü belirlemede şu parametreler dikkate alınır:

  • Depresyonun ciddiyeti alarme etmelidir: Ağır depresyonlarda tedavi gerekiyorsa bir klinik ortamda başlatılmalıdır. Kontrol altına alındıktan sonra ayaktan devam edilmelidir. Çünkü bu depresyon çeşidinde intihar riski artmaktadır. O yüzden kişinin müşahade altında tedavi edilmesi hayat kurtarıcıdır.
  • Şiddeti ne olursa olsun intihar riski yüksek olan depresyonlu kişiler, emniyet sağlanan kadar mutlaka klinik gözetim altında tedavi edilmelidirler.
  • Önceden geçirilmiş bir depresyon ve aile hikayesi genetik yatkınlığa işaret eder. Bu özellikler depresyonun tekrarlama riskini de beraberinde getirir. O yüzden bu kişilerde tedavi dozları ve sürelerine dikkat etmeli, psiko-sosyal risk faktörleri üzerine titizlikle çalışılmalıdır.
  • Hastanın yaşı ve cinsiyeti: Kadınlar lohusa dönemlerinde, gebelikte ve adet dönemlerinde depresif olabilirler. Bunların göz önünde bulundurulması, hamile ya da emziren bir anne ise ona göre antidepresanın ya da tedavi yönteminin belirlenmesi gerekir. Yine yaşlı depresyonlularda ilaçların dozlarına ve yan etki profiline dikkat edilmesi gerekir. Çocuk ve ergenlerde her antidepresan kullanılmamaktadır.
  • Bazı ilaçların ve hastalıkların depresyon sebebi olduğunu biliyoruz. Bu durumda öncelik hem altta yatan hastalığın tedavisi, hem sebep olan ilacın gerekirse değiştirilmesi hem de antidepresan tedaviye başlanmasıdır. Örneğin hipotiroidili hastalarda hem tiroit bozukluğu tedavi edilir hem de antidepresan başlanır.

Depresyonda ilaç tedavisi:

Depresyonda öncelikle serotonin ve norepinefrinin hem seviyesini hem de etkinliğini artıran antidepresanlar kullanılır.

Bu ilaçlar mutlaka bir psikiyatri uzmanı tarafından yazılmalıdır. Toplumumuzda özellikle dahiliye, fizik tedavi, kardiyoloji ve ağrı birimindeki uzmanların hastalara antidepresan başladıklarına sıklıkla şahit oluyoruz. Onlar da hekim olmaları hasebiyle psikiyatrik nosyona sahiptirler. Bu ilaçları yazma yetkileri de vardır. Ancak antidepresanlar sık olmasa da sadece psikiyatri uzmanlarının fark edebileceği yan etkiler gösterebilirler. Örneğin manik geçişe sebep olabilirler. Antidepresanlar güvenilir ilaçlar oldukları psikiyatri dışı branş hekimleri tarafından sıklıkla reçete edilmekte, hastalarda istenmeyen psikiyatrik yan etkilerle psikiyatri kliniklerine müracaat etmek zorunda kalmaktalar. O yüzden bu tür ilaçların mutlaka bir psikiyatristin gözetiminde kullanılması gerekir. 

Online depresyon testi için tıklayınız.

online-depresyon-testi

Antidepresanlar

Depresyon tedavisinde kullanılan en önemli ve temel ilaçlar antidepresanlardır.

Antidepresan ilaçlar etkilerini 15. günden sonra göstermeye başlarlar. Depresif durumdan tam olarak çıkmak 6. veya 8. haftalarda olur.

Eski kuşak antidepresan ilaçlar etkin olmalarına rağmen artık yan etkileri sebebiyle pek tercih edilmemektedirler. Ancak yan etkileri var diye bu ilaçların kullanılmaması gerekiyor gibi bir sonuç çıkarmamak gerekir. Çok ucuz ve etkin olmaları açısından hala önemli alternatif ilaçlar kategorisindedirler. Yan etkileri de doktor kontrolünde yavaş yavaş doz artımı yaptırıldığında bir iki hafta içinde kaybolmaktadır.

Yeni Kuşak Antidepresanlar: Serotonin gerialım (reuptake) önleyicileri yan etki profilleri düşük, nispeten daha güvenilir ve etkin ilaçlardır. Aslında yaptıkları serotoninin iktisatlı kullanımını sağlayarak serotonin seviyesine katkı sağlamaktır. Var olan serotonin depolarını boşaltarak değil de var olanı daha uzun süre kullanarak beyne zaman kazandırırlar ve bir zaman sonra serotonin seviyeleri normale gelmiş olur.

Bu ilaçlar yan etki açısından eski ilaçlara nazaran son derece güvenilir ilaçlardır. Yan etkileri genelde kullanıma başlanan ilk günlerde gözlenir. Ortalama 10 gün içinde kaybolur ve kişi ilaç almıyormuş gibi rahatça tedaviye devam edebilir.

Sadece oradrenalin gerialımını ya da hem serotonin hem de noradrenalinin gerialımını inhibe ederek etki gösteren antidepresanlar da vardır. Bunlar da prensip olarak serotonin gerialım inhibitörleri gibi çalışırlar. Yan etki profilleri de benzer şekilde düşüktür. 

Online depresyon testi için tıklayınız.

online-depresyon-testi

Bu İlaçların Yan Etkileri Nelerdir?

  • Çarpıntı
  • Ağız kuruluğu
  • Ateş basması
  • Baş dönmesi
  • Kabızlık
  • İdrarda tutukluk
  • İştahta artış
  • Cinsel isteksizlik
  • Hipomani
  • Mani
  • Uykululuk, sersemlik, dalgınlık hali -
  • Unutkanlık Tekrar etmekte fayda var: Bu yan etkiler çoğu zaman kaybolur ve kişi

 

Antidepresan Yan Etki Olarak Neler Görülebilir?

  • İştahta Artış: Bütün antidepresanlar kilo aldırır diye bir kaide yoktur. Bazı antidepresanlar özellikle tatlıya karşı aşırı bir istek oluşturabilir. Bu yüzden yeme isteği ve kilo artışı yaşanabilir. Bazen de tam tersi iştah azalabilir Bazen başlangıçta azalıp sonradan artabilir. Eğer kişi kilo sorunu yaşayan biri ve kilo almaya karşı duyarlı ise dikkate alınmalıdır. Kilo aldırmayan hatta kilo kontrolünde destek olabilen ilaçlar tercih edilmelidir
  • Cinselliği Baskılama: Erkeklerde geç boşalma bazen boşalamama, libido kaybı, kadınlarda da cinsel isteksizlik ve orgazm olamama görülebilir. Bu yan etkiler kalıcı değildir, zamanla azalabilmektedir.
  • Serotoninerjik Sendrom: Bazen bu ilaçlar kandaki serotonin miktarının istenmeyen seviyelere gelmesine sebep olabilir. Bu durumda kişide huzursuzluk, aşırı bunaltı, panik belirtileri, aşırı ateş basması ve ateş yükselmesi, kafada basınç hissi, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda ilacı hemen kesmek gerekir. İlaç kesildiğinde hızla düzelir. Bu etkiyi yaşayanlar durumu mutlaka gittikleri doktora bildirmelidirler. Bu sendromun görülme oranı %3 ila 5 oranındadır.
  • Unutkanlık: Eski ve yeni kuşak ilaçların hepsinde bu yan etki vardır. Sebebi hafıza hücrelerinin performans düşüklüğü değildir. Daha çok kişinin rahatlamasının, her şeye dikkat kesilme modundan çıkmasının verdiği bir etkidir. Nitekim antidepresanlar demans tedavisinde de kullanılmaktadır.
  • Dalgınlık-Sersemlik-Uyku Hali: Bu oranda %5-10 arasındadır. Yeni kuşak ilaçların en büyük avantajı günlük işlerinizi ve yaşam aktivitelerinizi engellememiş olmasıdır. İlk 15 gün bir hafif uyku hali, mayhoşluk, gevşeklik hali söz konusu olabilir. Ancak bu dönem atlatıldıktan sonra bu hal kalmaz. Kişi araba ve araç kullanmak da dahil olmak üzere her türlü aktiviteyi yapabilir. Bazen gece alındıklarında uykuyu kaçırabilirler. O yüzden genellikle gündüz kullanmak gerekir. Uyku yaparsa geceye kaydırılır.
  • Sinirlilik: Antidepresanlar öfke kontrolünde, tahammülsüzlüğün azalmasında ve sinirlilikte son derece etkilidirler. Ancak tedavisinin başında geçici bir gerginlik ve sinirlilik yapabilirler.
  • Hipomani-Maninin Aktifleşmesi: Daha önceden manik atak geçirenlerde ve maniye yatkın olanlarda antidepresanlar hipomani veya maniye yol açabilirler. Kişi aşırı coşkulu, neşeli, sürekli gezmek ve eğlenmek isteyen, çok konuşan az uyuyan, kendine aşırı güvenen bir tabloya girer. Çok para harcar, ölçüsüz borçlanır ve sağa sola hediyeler almaya başlar. Karşı cinse ilgisi artar, seks gücünün arttığını hisseder. Sık partner değiştirir. Hatta sevgilisini ve eşini aldatmaya başlar. Bazen de aşırı dine yönelim olur. Kendisini ermiş, evliya gibi görmeye başlar. Bazen paranoya noktasına bile gelinebilir. Bu yan etki antidepresanların bence en tehlikeli yan etkisidir. Bazen hastasına iyilik amacıyla antidepresan yazan dâhiliye, fizik tedavi, kardiyoloji, dermatoloji vs. uzmanlarının, pratisyen hekimlerin ve cerrahların bu yan etkiyi göz önünde bulundurmaları çok önemlidir. Kaş yapayım derken göz çıkarmamalı. Bu tür ilaçlar mutlaka bir psikiyatristin gözetiminde başlanmalı ve hastalar ona göre yönlendirilmelidir. Mani (taşkınlık) gelişirse ilaç derhal kesilir ve antimanik tedaviye geçilir.

Online depresyon testi için tıklayınız.

online-depresyon-testi

  • Aşırı Rahatlık: Bazı insanlarda uzun süreli antidepresan kullanımı duyarsızlık, aşırı rahatlık geliştirir. Eskiden alındığı, gücendiği, duyarlı olduğu durumlara biraz daha kayıtsız kalmaya başlar. Duygusal açıdan tepkisizlik yaşadığını ve bu yüzden ilacı kesmek istediğini söyleyen danışanlar olur. Bu kişiler “Doktor bey ne ağlayabiliyorum, ne sinirlenebiliyorum, sanki duygularım donmuş gibi.” tarzında yakınmalarda bulunurlar. Ancak bu bir koruma mekanizmasıdır ve kalıcı değildir. Antidepresanlar insanları duygusuzlaştırmazlar duyguların kontrol edilmesine yardımcı olurlar.
  • Karaciğer enzimlerinde yükselme: Bazen SGOT, SGPT, GGT gibi karaciğer enzimleri normalin iki-üç katına çıkabilir. Çok yükselirse doz azaltılır. Karaciğerinde hastalık olmayanlar için korkulacak bir sorun yoktur ki gerektiğinde karaciğer sorunu olanlar bile bu ilaçları kullanabilmektedirler. Tek yapılması gereken dozun karaciğerin işlevselliğine göre ayarlanmasıdır. Şu bilgi önemli: antidepresanlar karaciğer yetmezliği veya karaciğerde işlev bozukluğu yapmazlar, var olan işlevselliği belki şiddetlendirebilirler. Onu da doz ayarlamasıyla önlemek mümkündür.
  • Adet Düzensizlikleri: Nadiren de olsa anti-depresan kullanan kadınlarda adet gecikmesi veya düzensizlikleri oluşabilir. Korkulacak bir durum değildir. Çoğu zaman doz ayarlaması veya başka bir ilaca geçilmesiyle geçer.

 

Yeşil reçete ilaçlar zararlı mıdır?

Bazı depreyonlarda kaygı, endişe, sıkıntı, huzursuzluk şikayetleri yaşanabilir. Böyle burumlarda antidepresanlar etkisini gösterinceye kadar sıkıntı giderici yeşil reçete ilacalar kullanılır. Halk arasında yeşil reçete ilaca karşı bir önyargı ve korku vardır. Kimileri yeşil reçete ilaç yazılmasını hastalığının çok şiddetli olmasına yorumlayıp daha da mutsuzlaşabilir hatta korkabilirler. Kimileri de bu ilaçların bağımlılık yapmasından korkar. Şunu bilmek gerekir ki bu ilaçların yazılmasının tablonun şiddetli olmasıyla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bu ilaçlar endişe, korku, kaygı, bunaltı yaşayan insanlarda geçici bir süre ve psikiyatrik kontrol altında kullanıldıklarında bağımlılık potansiyeli taşımazlar. Bu tür şikayetleri olmadığı halde keyif amaçlı kullanımlar bağımlılık riski taşır ki bu kişiler zaten bağımlılığa yatkındırlar. O yüzden psikiyatristin reçeteye geçici olarak yazdığı bu ilaçları hekimin belirlediği bir süre içinde kullanılması önemlidir. Süreyi kesinlikle hekim belirler. Bazen tedavide bir noktaya gelip rahatlayan kişilerin uzun süre psikiyatriste gitmeyip yeşil reçete ilaca devam ettikleri görülür. Tedavinin bir süreç olduğunu, süreç bitene kadar psikiyatristle iletişimin koparılmaması gerektiğini bilmek gerekir. Aksi taktirde gereğinden fazla ve uzun süre yeşil reçete ilaç kullanımı bağımlılığa sebep olabilir.

 

Depresyon Doğal Ürünlerle Tedavi Edilebilir mi?

Eğer bir insanda tekmil bir depresyon oluştuysa bu mutlaka bir kimyasal bozukluğa işaret eder. O yüzden bir kişide dört dörtlük bir majör depresyon varsa onun mutlaka antidepresan tedaviye alınması gerekir. Eğer böyle bir durumda bitkisel tedavi yoluna sapılırsa yanlış yapılmış olur. Bu hastayı riske eder ve zaman kaybına sebep olur. Ancak kişi depresyon kriterlerini karşılamıyor ve başka bir psikiyatrik rahatsızlığı düşündürmüyorsa hemen antidepresan ilaca sarılmak ilacın kötüye kullanımından başka bir işe yaramamaktadır. Örneğin kötü bir olayın veya ruhsal travmanın ardından yaşanan demoralizasyon durumlarında etken olan olayı çalıştığınızda kişi rahatlamaktadır. Depresyonla demoralizasyonu karıştırmamalı, sebebe yönelik yaklaşımlarda bulunmalıdır. Bu tür durumlarda kişiyi etkeni ortadan kaldırana kadar rahatlatmak amacıyla destek niteliğindeki bitkisel ürünlerden istifade etmek mümkündür.

Online depresyon testi için tıklayınız.

online-depresyon-testi

 

Depresyon İlaçları Bağımlılık Yapar mı?

Antidepresanlar kati surette bağımlılık yapmazlar ve hiçbir yan etkileri kalıcı değildir. Ancak yeşil reçete ilaçların doktorun ön gördüğü sürede kullanılması gerekir. Onlar kontrolsüz kullanılırsa bağımlılık riski taşırlar. Antidepresanlar aniden kesilirse baş dönmesi, bulantı, ateş basması, elektrik çarpmış gibi hissetme, sinirlilik, huzursuzluk, hastalık belirtilerinde artış gibi kesilme reaksiyonu yaşanabilir. Bu kişiler ilacı tekrar aldıklarında bu belirtiler geçer. Bu durum “acaba bu ilaca bağımlı mı oldum” endişesine sebep olur. Bunun bağımlılıkla bir ilgisi yoktur. Uzun süre kullanılmış olan hiçbir ilaç ağrı kesici dahi olsa aniden kesilmemelidir. Nitekim antidepresanlar tecrici olarak kesildiğinde bu yan etkiler ya hiç olmamakta ya da çok çok düşük şiddette olup 5-10 günlük bir süre sonrasında tamamen geçmektedir. Burada şu kuralı tekrar hatırlatalım: İlaçlar psikiyatri uzmanıyla koordine olmadan kesilmemelidir.

 

Depresyon İlaçları Beyne Zarar Verir mi?

Antidepresanlar hakkında basında ve sosyal medyada yalan yanlış birçok haber çıkar. Evet, antidepresanları kötüye kullananlar vardır. Bununla mücadele etmek gerekir. Ancak bu mücadele verilirken ilacın kullanılması gereken durumlar göz ardı edilmemelidir.

Depresyon çok ciddi bir rahatsızlıktır ve depresyonlu hastaların %15’i intihar sonucu hayatını kaybetmektedir. Lüzumsuz ilaç kullanımına karşı mücadele edelim, ama olayın bu tarafını da ihmal etmeyelim.

Birçok antidepresan kullanan kişi ilk başlarda dalgınlık, unutkanlık, uyuşukluk gibi şikayetlerden yakınır. Bu yüzden “acaba bu ilaçlar beynime bir zarar mı verdi” diye kaygılanır. Hâlbuki bu yan etkiler geçicidir. Antidepresan ilaçların zamanla yan etkilerine tolerans gelişir, yani yan etkileri kaybolur tedavi etkileri öne çıkar. Antidepresanlar zihinsel performansı azaltmaz artırır.

 

Depresyon Tedavisi Kansere Neden Olur mu?

Halk arasındaki mitlerden biri de antidepresanların kansere yol açtığı düşüncesidir. Bu tamamen yanlış bir bilgidir. Tam tersine antidepresanlar immün sistemi güçlendirerek kanser tedavisine katkıda bulunurlar. Yapılan araştırmalar antidepresan tedavi ve psikolojik destek alan kanser hastalarının yaşam sürelerinin almayanlara göre daha uzun olduğunu ortaya koymaktadır. Tedavi edilmeyen depresyonun ise kanserde sürviyi (yaşam süresini) olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir.

 

Depresyon İlaçlarını Bıraktığımızda Hastalık Tekrarlar mı?

Depresyon tedavisinin en büyük açmazlarından biri rahatsızlığın tekrar etmesidir. Antidepresan tedavi tekrarlama riskini tamamen ortadan kaldıramıyor. Kabaca hastaların %40’ı tam şifaya kavuşurken, %40 kadarı arada depresif sorunlar yaşasa da eski şiddette bir depresyon yaşamaz, %20’si ise sürekli tekrar eder. Depresyon o kadar acı verici bir durumdur ki tedavi gören bireylerde en büyük kabus bir daha böyle bir depresyonu yaşamak olur. O yüzden kişide tekrar eder endişesiyle ilaçları kesme korkusu gelişir.

İlk ataklarda en az 1-1.5 yıl tedaviyi sürdürmek gerekir. İkinci tekrarda bu süre 2-3 yıl, üçüncü tekrarda 5 yıl olmalıdır. Eğer sık tekrarlayan bir depresyonsa ömür boyu koruma tedavisi önerilir.

Tekrarlama riskini en aza indirgemek sadece ilaçla olmaz. Depresyona yatkınlığı artıran kişilik özellikleri, kişinin stres karşısındaki tutumu ve yaşam stili gözden geçirilmelidir. Bunun için antidepresan ilaç tedavisine mutlaka psikoterapileri eklemek gerekir. Psikoterapiler tekrarlama riskini azaltmada en etkili yöntemlerdir. Çünkü ilaçlar sonuca etki ettikleri kadar sebebi etkileyememektedirler. Örneğin depresyona yetkınlığı artıran kişiliği değiştirememektedirler, geçmiş travmaların işlemlenmesine arzu edilen katkıyı verememektedirler. Sebepler ortadan kaldırılınca antidepresanlar kesildikten sonra depresyonun tekrarlama ihtimali azalır.

 

Online depresyon testi için tıklayınız.

online-depresyon-testi

Depresyon İlaçları İyi Gelmediyse Ne Yapmalıyız? İlaçları Ne Zaman Değiştirebiliriz?

Antidepresanların etkisi 2. veya 3. haftadan sonra görülmeye başlar. Bu zaman zarfında sabredip etkinliği beklemek çok önemlidir. Bazen kişilerin ilacı alır almaz depresyonunun geçmesi gibi bir beklentisi olur. Maalesef sihirli bir değnek gibi tabloyu anında düzeltecek bir tedavi henüz bulunabilmiş değildir. Etkinin geç oluşmasının sebebi beyindeki reseptör dediğimiz alıcı aygıtların sayılarının aylar içinde azalıp çoğalabilmesidir. Bu yapıların günler içinde düzelmesi mümkün değildir. O yüzden belli bir zamana ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak antidepresan tedavi başladıktan sonraki 5-6 haftalık süreçte ve etkin doza çıkıldığı halde bir düzelme ve eskisine nazaran bir iyiye gidiş söz konusu değilse mutlaka tedavi algoritmasına uygun müdahalelerde bulunulmalıdır. Ya başka grup bir antidepresana geçilmeli ya da mevcut antidepresanın etkinliğini güçlendirecek bir ilaç tedaviye eklenmelidir. Bütün bu yapılanlara rağmen bir düzelme gözlenmiyorsa dirençli bir depresyon var demektir. Burada TMU (transkraniyal manyetik uyarım) tedavisi tedavi protokolüne eklenmeli, kişi psikoterapi ile desteklenmelidir.

 

Gebelik ve Emzirme Döneminde Depresyon Tedavisi

Gebelikte antidepresan kullanımı pek önerilmez. Ancak annenin depresyonu çocuk için çok tehdit edici boyuta geldiyse kadın doğum uzmanı ile konsülte edilip bebeğe zararı dokunmayacağı düşünülen ilaçlar verilebilir. Çok şiddetli ve yüksek doz ilaç kullanımı gerektiren depresyonlarda da EKT (elektrokonvülsiftedavi) ya da TMU (manyetik uyarım tedavisi) tedavilerinden istifade edilebilir.

Özetle antidepresanlar:

  1. Kesinlikle bir psikiyatristin gözetiminde kullanılmalıdır.
  2. Etkilerini gösterebilmeleri için az 2-4 hafta kadar beklenmelidir.
  3. Yeterli mi değil mi, ilaç değişikliğine ya da etkiyi güçlendirici ilave ilaca ihtiyaç var mı hekim karar vermelidir.
  4. Belirgin düzelme sağlandıktan sonra en az 6-9 ay süre ile devam ettirilmelidir. Doktorla konuşularak kesilmelidir.
  5. Sanılanın aksine etkilerini uyuşturarak göstermezler. Düşünme ve karar verebilme yetilerini olumsuz etkilemezler.
  6. Kesinlikle bağımlılık yapmazlar.
  7. Yan etkiler genellikle hafif olup, kısa sürelidir. Genellikle tedavinin ilk haftasında görülürler. Bunlar bulantı, kusma, baş ağrısı, sersemlik hissi gibi belirtilerdir. Daha uzun süreye yayılan yan etkiler arasında da geçici cinsel isteksizlik, sertleşme ve boşalma güçlüğü yer alır. Kilo alımı ise ilaçların sadece bir grubunda rastlanan bir yan etkidir. Aşırı düzeyde kilo almalar pek görülmez. Bu tür yan etkileri ya da bu konuda duyduklarınızı hekiminizle paylaşırsanız size en uygun ilaç tedavisini düzenleyecektir.

Sosyal Medyada Paylaş

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Futbolcunun İntiharı

Ünlü Alman kaleci Enke intihar ederek hayatına son verdi. Son yıllarda...

Depresyon Okul Başarısını Azaltıyor

İnsan beyninin en önemli görevi ruhsal ve zihinsel performansı korumak...

Depresyonda Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?

Günlük hayatımızda bazen kendimizi mutsuz, isteksiz, ilgisiz, keyifsiz...

TMS Tedavisi

tms-tedavisi
TMS nedir? Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) veya Transkranyal Manyetik Uyarım (TMU) da dediğimiz bu yöntem, başın belli noktalarından direk beyne ulaşmak üzere manyetik uyarımların verildiği bir tedavi yöntemidir. Buradaki amaç dışarıdan beyin içerisindeki bazı yapılara ulaşmak ve manyetik etkiyle oradaki nörokimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmektir. Bu tedavi yöntemiyle herhangi bir ameliyata ya da elektrotlara ihtiyaç duymaksızın beynin bazı yapılarına, bölgelerine ulaşıp, orada manyetik bir etki oluşturabiliyoruz. Bu manyetik etki de beynin o alanlarındaki kimyasal ve elektriksel işleyişi düzeltmede etkili oluyor. İçindekiler TMS tedavisi ilaç direncini düzeltir ...
Devamını Oku